Bulaşıcı hastalıklar sınır tanımaz. Aşı karşıtlığı  devam ederse, vaka sayıları artacaktır

Bulaşıcı hastalıklar sınır tanımaz. Aşı karşıtlığı devam ederse, vaka sayıları artacaktır

İnsanlık tarihi boyunca belirli dönemlerde gündeme gelmiş olan aşı karşıtlığı Türkiye'de hızlı bir biçimde artıyor. Aşı karşıtları çocuğuna aşı yaptırmamanın ebeveynlerin hakkı olduğunu savunurken, bilim dünyası aşıyla ilgili iddiaların gerçeği yansıtmadı

A+A-

Aşı karşıtı kampanyalar ASM’lerde çalışan hekim ve hemşireleri zor durumda bırakıyor

aşı çocuk ttb ile ilgili görsel sonucu

   

     -Türk Tabipler Birliği oluşan aşı karşıtı havayı dağıtmak için bir kampanya başlattı. Birliği böyle bir kampanya başlatmaya iten durumlar nelerdi?

Basına da yansıdığı gibi çocuğuna aşı yaptırmayı reddeden ailelerin sayısı son 5 yıl içinde 183’ten 23 binlere ulaşmış durumda. Aşılama hizmeti esasen aile sağlığı merkezlerinde yürütülen bir hizmet. Bu durum özellikle aile sağlığı merkezlerinde çalışan hekim ve hemşireleri zor durumda bırakıyor. Aile sağlığı merkezleri Türkiye’de tüm nüfusu kapsayacak şekilde tüm gebelerin ve her yıl doğan 1.3 milyon bebeğin aşılanmasından sorumlu. Yani çok önemli bir iş başarılıyor buralarda. 

Aile hekimlerini ve hemşireleri, karşılaştığı bu zorluk karşısında ne yazık ki arkalarında Sağlık Bakanlığı’nı bulamıyor. Bu kampanya toplumun içinde çalışan özellikle de aile hekimlerinden yükselen bir talep olarak ortaya çıktı. 

 

Sağlık Bakanlığı çıkıp da, aşıların güvenli olduğunu söylemiyor.

  - Aşı karşıtlığı Türkiye’de her zaman dönemsel olarak gündeme geliyor fakat görüyoruz ki son dönemde bu artış gösterdi. Bunun politik ve toplumsal nedenleri sizce nelerdir?

Aşı konusu komplo teorilerine çok açık bir konudur. Örneğin bundan 25 yıl kadar önce mesleğe ilk başladığımda, toplumda aşıların kısırlık yaptığına dair bir söylenti vardı, o zamanlar bununla başa çıkmaya çalışıyorduk. 

Türkiye’de aşı karşıtı tutum alan temelde iki grup var, bunlardan ilki aşıların içindeki alüminyum, cıva gibi maddeler nedeniyle karşı çıkıyorlar. Diğer grup ise daha çok dini referanslarla örneğin “aşıda domuz kanı var” diyerek aşıyı reddediyor. Son dönemdeki artışın nereden kaynaklandığını bilmiyoruz. Ama şunu biliyoruz ki, ithal edilen aşıların denetimini yapan Sağlık Bakanlığı çıkıp da, aşıların güvenli olduğunu söylemiyor. Aşıların içinde ne olduğuna dair en doğru bilgiye sahip olan kurum olmasının yanında bunun denetimini yapabilecek nitelikte gelişmiş laboratuvarları olan Sağlık Bakanlığı’nın bunu yapmıyor. Bu sessizlik, suskunluk siyasi bir tercihtir.Ve aşıyı reddeden ailelere cesaret veriyor. Kafası karışmış ya da şüphe duyan ailelerin kafalarındaki soru işaretlerini ortadan kaldırmak Bakanlığın görevidir. Örneğin sadece Sağlık Bakanlığı değil, devlet kademesinden birileri aşıya dair teşvik eden bir mesaj vermiyor. 

 

  - Aşı karşıtlığı sadece Türkiye’de mi? Dünya nasıl bakıyor?

Aşı karşıtlığı sadece Türkiye’ye özgü değil elbette dünya genelinde pek çok ülkede aşı karşıtı olan gruplar var.Aşı karşıtlığı her ülkede komplo teorileri ile beslenen, yarım yamalak bilgilere dayanan, bilimsel bir temeli olmayan söylemlere dayanıyor. Aşı karşıtlarının söylemlerine baktığımızda bunları görüyoruz, örneğin aşı olan çocukta halsizlik ve ateş olması aşıyı reddetmek için gerekçe olarak sunuluyor. Aşı karşıtlığını anlamak çok kolay değil, konunun pek çok boyutu ve farklı kaynakları var. Ancak bir toplum hekimi olarak şunu söyleyebilirim, aşı karşıtlığında bireyciliğin etkisi olduğunu düşünüyorum. Örneğin, yaşadığı yerdeki sanayi kirliliğini, oradan kirlenen gıdaları ya da hava kirliliğini görmezden gelip, oralardan maruz kalınan ağır metalleri yok sayan ama aşılarda cıva var diye çocuğunu korumak adına aşıyı reddetmek tam da bu kanımca. 

 

Aşılama bireylere uygulansa da toplumu koruyan bir uygulama

 - Temel bilimsel gerçekleri reddetmenin bir çeşit özgürlük olarak sunulmaya çalışıldığı günümüzde (Dünya düzdür, iklim değişikliği yoktur vb.) aşı karşıtlığının da küresel bir düzlemde karşılık bulduğunu görüyoruz. Bir bebeğe aşı yaptırmamak neden özgürlük değildir?

Aslında aşıyı reddetmek, diğer bilimsel gerçekleri reddetmekle tam olarak eşdeğer değil. Örneğin bir kişi kansere yakalanmış olsun, bu hastalığın tedavisini reddedebilir, böyle bir özgürlüğü var. Kişi tedavi olmama özgürlüğünü kullanıp bunun sonuçlarına katlanabilir. Ancak aşı sadece bireysel bir koruma değildir, aynı zamanda toplumsal bir koruma sağladığı için tam olarak bireysel özgürlük değildir. Başka bir örnekle açıklamaya çalışayım, toplu taşımada yanınızda sürekli öksüren biri oturuyor, bu kişi ilaca dirençli tüberküloz vakası ve tedaviyi reddetmiş. Ne düşünürsünüz? Bu kişinin tedaviyi reddetmesi bir özgürlük mü? Diğer insanların sağlığını tehlikeye atmak özgürlük kapsamında ele alınabilir mi? Aşı konusu da benzer, sağlık sistemi risk altındaki kişileri aşılayarak o hastalığın artık tek tük şekilde ya da hiç görülmemesini hedefliyor. O nedenle aşılama bireylere uygulansa da toplumu koruyan bir uygulama. Konuya böyle bakıldığında özgürlük meselesi daha net olarak anlaşılabilir.

Çocuk adına anne babasının karar vermesi de diğer bir sorun. Çünkü Anayasa Mahkemesinin kararlarında da görüldüğü gibi anne babanın çocuğunun iyiliğini gözettiği varsayılıyor. Ancak anne babanın aşılar ile ilgili bilgisi, internette herhangi bir siteden, bilimsel olmayan bilgilere dayanıyorsa ne olacak? Şunu unutmayalım ki aşı bilimi diye devasa bir bilim alanı var ve çoğu hekim bile olmayan insanların aşı hakkında yazdıkları ile ebeveynler çocukları hakkında karar veriyor ve aşıyı reddediyor. Şimdi bu nasıl bir özgürlük olabilir? Örneğin aşıları reddetmiş bir ebeveynin çocuğu polioya (çocuk felci) yakalansa ve yaşamının geri kalan kısmını sakat olarak geçirirse bu neyin özgürlüğüdür? Ya da bu çocuk büyüdüğünde anne ve babasına nasıl böyle bir karar aldıklarını sorsa verilecek bir cevap var mı?

 

 - Son zamanlarda çıkan bazı popüler kitaplarda klasik aşı karşıtı cenahın tersi dünya görüşüne sahip kişilerin de bu atmosferi beslediği görülüyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? 

 

Sağlık hizmetleri bilimsel bilgi temeline oturur ve bu bilgi profesyonel bir bilgidir. Bu alanın profesyoneli olmayan kişilerin hele de kitleleri etkileyebilecek güçte araçlara sahipse, bu şekilde konuşmalarını doğru bulmuyorum. 

 

Bu süreç devam ederse, vaka sayıları artacaktır.  

 -Aşı karşıtı bu süreç durdurulmazsa bizi ne gibi tehlikeler bekliyor?

Bu süreç devam ederse, aşılama oranları düşecek ve tekrardan vaka sayıları artacaktır.  Ayrıca toplum bağışıklığını sağlayan aşılama yüzdesinin altına düştüğünde hastalık etkeni toplum içinde yeniden dolaşıma geçeceği için salgın riski ortaya çıkacaktır. Aşıyla korunabilen hastalıkların genel bir özelliği, çoğunun ilaçla tedavi edilememesidir. Örneğin kızamığın kesin tedavisi yoktur. Aynı şekilde çocuk felci de hastalığa yakalandıktan sonra tedavi şansı yoktur. Çocukların bu hastalıklarayakalanmaması en iyi seçenektir. O nedenle aşıyla korunma en akılcı yaklaşımdır. 

 

Bulaşıcı hastalıklar sınır tanımaz

  -Aşılamanın azalması ile tekrar ortaya çıkan hastalıklar nelerdir? Rakamlar bize bu durumu nasıl sünüyor?

Kızamık, aşı karşıtlarının artışı nedeniyle İngiltere’de ve ABD’de kızamık salgınlarının ortaya çıktığını biliyoruz. 2000’li yılların başında yoğun bir çaba sonucunda çocuk felcinden arınmış ülke sıfatını alan Türkiye’de aşılama oranları düşerse yeniden vakalar ortaya çıkabilir, zira içinde bulunduğumuz coğrafya savaş ve göçlerin yaşandığı bir yer. Gebelerin aşıları ihmal edilirse yeni doğan tetanozları görülecektir ki yıllardır Türkiye’de vaka ortaya çıkmadı. 1990’larda Rusya’da siyasi rejimin değişmesiyle birlikte sağlık hizmetlerinde aksama olup aşılama oranları düştüğünde difteri salgınları ortaya çıkmıştı, benzer durum burada da ortaya çıkabilir. O günleri hatırlayanlar bilir, Rusya’daki difteri salgınları Türkiye’yi bile etkilemişti. Yeri gelmişken söylemekte fayda var, bulaşıcı hastalıklar ve salgınlar sınırları tanımaz, komşu bir coğrafyada ortaya çıktığında sizde de çıkabilir.  

 

  - Son olarak eklemek istedikleriniz nelerdir?

Bir de benim çocuğum aşı olmasın ama göçmenlerin çocukları aşı olsun, bize hastalık bulaştırmasın demek de ayrıca etik değil. Ne yazık ki böylesi yaklaşımlarla da karşılaşabiliyoruz.

Son olarak aşılamanın dolaylı etkisine vurgu yapmak isterim. Yani toplumda belli bir düzeyde aşılamaya ulaşıldığında, yani toplum bağışıklığı düzeyine erişildiğinde toplumda hastalık etkeninin dolaşımını önlemiş, dolayısıyla da aşı yapılmayan kanserli vb çocukları dolaylı olarak korumuş oluyoruz. İşte aşının bu dolaylı etkisi, aslında toplumsal dayanışmanın en büyük örneklerinden biridir. 

Bu haber toplam 1943 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.