Turgay YILDIZ

Turgay YILDIZ

Yazarın Tüm Yazıları >

EN BÜYÜK AŞKIM CEHALET

A+A-

 

Devlet data ile çalışır, kayıt altına alır, saklar, bilgi alır, bilgi verir, değerlendirme yapar. Birlikte yaşama kararı vermiş bir toplumun yönetme aracıdır. Kurumları vardır, kuralları vardır, sistemi vardır, oluşturulan anayasaya bağlıdır, onun korunması gözetilmesi sürdürülmesi için yetkisi ve doğrudan etkisi vardır. 

 

Yine bu anayasaya bağlı kalmak koşuluyla yasama, yürütme ve yargıyla toplumun huzur ve güven içinde yaşamasını sağlamaya çalışır. Kuvvetler ayrılığı yine bu yapının olmazsa olmazıdır. Şiddet ve silah kullanma yetkisi kamu adına ve yararına devletin tekelindedir, devredilemez, paylaşılamaz, terk edilemez!

 

15 Temmuz darbe girişiminden sonra gördüğümüz devlet tamamen farklı bir yapıya bürün(dürül)müştür. Olağanüstü Hal Yasası ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle hemen herşey ya oldu bittiye getirilmiştir ya da oldubittiyle sonuçlanacağı "kuşkusuz kuşkulu bilgisiyle" bizleri ürkütmektedir. Fetö alçaklığının faturasını ödeme kısmında kendisini bir kenara koyanlar aldatıldıklarını, kandırıldıklarını, onların iyi, dindar, mütedeyyin insanlar olduklarını zannettiklerini söylemişlerdir.

 

 

 

 

Devlet zannetmez

 

Devleti idare eden bu iktidar sahipleri zannettiklerini söylemişlerdir. Devlet zan ile değil veri ile çalışır. İşe aldığı kişiyi de iş vereceği kişiyi de ince eler. Bunun için devletin birden fazla istihbarati olanağı ve yeteneği vardır. Yani Fetöcü yapılanmayı bilmiyordum, görmedim, anlayamadım, fark edemedim bir mazeret değildir kabul de edilemez. Devlet, insanların dini duygularının şöyle ya da böyle oluşuna bakarak davranamaz. Devlet öncelikle işlerde kamu yararı gözetir, işin oluşuna, işi işleyenin işi yapma yeterliliğine bakar, yine dataya gereksinimi vardır. Kadroya alacağı ya da ihale vereceği kişi ya da kurumu yine veriler ışığında değerlendirir, değerlendirmek zorundadır. İnanç yoğunluğu, maddi bir veri değildir. Bizim gibi düşünen insanlara biz sempati duyabiliriz, şahsi kanaattir anlaşılabilir, ama devlet adına sempati duyulamaz. Devlet mühendislik gibi sıfır hatayla iş yapmak durumundadır.

 

Peki olan ne?

Yani yaşadıklarımız ne? Birilerinin bir cemaate ya da bir dine ya da bu din ve cemaatin önderlerine olan yakınlığı ile ağırlandığı, akıldan bilimden bilgiden yoksun pespayelikler serisi. 15 Temmuz alçaklığı sonrası hangi eleştiri kapısını açsanız üstüne 15 Temmuz maşasını tutuyorlar eliniz yanıyor, hangi duruma itiraz etseniz 15 Temmuz kalkanını tutup sizi oraya buraya savuruyorlar. Onlara göre tüm Dünya düşmanımız, tüm muhalefet de bu ülkenin düşmanı hain ve de alçak! Bir 15 Temmuz, sihirli çubuk gibi her an imdada yetişiyor, suçluyu kahraman, kahramanı vatan haini yapabiliyor.

Gelinen noktada bilgi anlamını yitirmiş, bilgi sahipleri değersizleştirilmiş, cehalet teşvik edilmiş, cesaretlendirilmiş ve ödüllendirilmiştir. Cahil nüfus (çoğunluk), iktidar sahiplerinin nüfuzu (erki) haline gelmiştir. Cahil, bilgiye ulaşmanın zahmetli emek semek bir iş olduğunu bilmektedir ve bu onun işine gelmemektedir. Bu nedenle cehaletine değer veren bir lider onun için bulunmaz nimettir. Cahil büyük işleri Allah’a, diğer işlerini liderine emanet etmiştir ve önüne konulana şükrederken, elinden alınma ihtimaline karşı önündekilere sarılarak, öfkeli, gergin ve susta durmaktadır. Bu cahil herşeyi yapabilir ki yaptı; adam kesebilir ki kesti; tecavüz edebilir ki etti; kadına şiddet uygulayabilir ki uyguladı. "Sakın cahilin yanına varma gönül demedim mi, müşkül olsa da halini sorma gönül demedim mi ben sana söylemedim mi?" diyen ozan ne söylemektedir bize?

Herkes önce kendi ağrısının dindirilmesini istiyor, herkes önce benim karnım doysun diyor, herkes herşeyi önce kendisi için istiyor. Peki hak etmek için bir şey yapıyor mu? Asla! Gerek yok çünkü lideri ona söz veriyor az ya da çok er ya da geç yapıyor. Sıfır emek, iki bağır, üç goygoy yap, üç anlamını kavrayamadığın bayrağı önce başının üstünde tut sonra yere at, aynı şehide hem kelle hem kahraman diyen birinin ipine sarıl ve isteğine kavuş. Bu kokuşmuşluktur, bu Necip Fazıl’ın dediği gibi çukurluktur.

 

Cahil için bilgi yüktür, sorumluluktur sevmez istemez.

İstemez çünkü bilen seçer, seçen eyler, eyleyen sonucuna kahramanca katlanır, sevmez çünkü bilen “vardır”, o “yokluğu” seçmiştir, gözükmeyerek, eylemeyerek, bilmeyerek sebeplenerek varolmayı seçmiştir. Bilim korkutucudur yaklaşmaz. Yaklaşmaz çünkü bilim inancını sarsabilir! Korkar çünkü bilmenin sonu sınırı ucu bucağı yoktur. Cahil tanımlı dünya sever; iki göz bir oda ev, üç kap yemek, emeklilik bir de sikorta! Cahil hayvan gibidir, temel iç güdüsüyle yaşar, hayatta kalır ve soyunu devam ettirir.

 

Devlet vatandaşına pencereden, kendisine düzlem aynadan bakmak zorundadır. Büyütmeyen küçültmeyen, çarpıtmayan, abartmayan ne isen onu gösteren ayna.

 

Ayna belki bilirsiniz görmez ama gösterir, sadece gösterir!Aynada kendini görmek istemeyenler olabilir, dışarda onu okşayacak mutlu edecek, zayıf, uzun yakışıklı ya da güzel gösterecek sihirli aynalar bekliyor…

 

Sihirli aynalar bir insanı büyük gösterir ama büyük yapmaz. Görünmek mi olmak mı? Seçim sizin!

 

Bu yazı toplam 8803 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.