Haklarını bilen kadınlar güçleniyor; dayanışma içine giriyor!

Haklarını bilen kadınlar güçleniyor; dayanışma içine giriyor!

  -  Kadın, yasalar önünde ve toplumsal cinsiyet alanında eşitliği kazanmak için yüzyıllardır mücadele etti. Doğuştan sahip olduğu temek hakları...

A+A-

  -  Kadın, yasalar önünde ve toplumsal cinsiyet alanında eşitliği kazanmak için yüzyıllardır mücadele etti. Doğuştan sahip olduğu temek hakları alabilmek; bedenine, kimliğine, emeğine sahip çıkmak için direndi, savaştı.

Dinsel mitlerde ayartıcı yılan, isyan ettiren şeytan olarak görüldü. Felsefenin köşe taşlarından olan filozoflar Sofokles, Schopenhauer, Kant bile konu kadın olduğunda daima susması gereken; zihinsen olsun, bedensel olsun büyük işler için yaratılmayan varlık olarak tanımladılar onu. Dünyalarını, ideallerini, düşüncelerini erkeklerin çevresinde kurdular.

Tarih boyunca her alanda hep var olma, kendini kanıtlama mücadelesi veren kadın; ne zaman bir adım öteye geçse zaten elini attığı tüm alanlarda en az erkekler kadar başarılırı olduğunu, saygı duyulacak işlere imza attığını göstermişti. Takvimler 8 Mart 1857'yi gösterdiğinde ise kadın hakları açısından bir milat gerçekleşti. "Daha iyi çalışma koşulları, daha yüksek ücret ve daha iyi bir yaşam" talebi ile ortaya çıkan kadınlar 8 Mart'ı kadın hakları açısından tüm Dünya kadınlarının sahip çıktığı bir simgeye dönüştürdüler. 

Aradan geçen yıllar sonunda haklarını öğrenmek için mücadele; haklarına sahip çıkmak için direniş bitti mi? Kaç kadın kökü bu tarihsel mücadelelere dayanan sosyal, siyasal ve çalışma hayatına dair haklarını biliyor?

İşte Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı (KİHEP) bu mücadelenin tarihini güncele taşımayı hedefliyor, Türkiye'nin dört bir yanında da bunu başarıyor. Kadına, kadının haklarına ve kadının insan haklarına yönelik çalışmaları her zaman önce çıkartan Avcılar Belediyesi de KİHEP'in başarı ile devam ettiği kurumlardan bir tanesi. Biz de hem KİHEP'i hem de KİHEP'in Avcılar Belediyesi'ndeki ilerleyiş sürecini işin uzmanları KİHEP Eğitimcisi Duygu Şahin ve Avcılar Belediyesi Kadın Aile Müdürlüğü çalışanı aynı zamanda KİHEP’de eğitici eğitmenliği dersi alan İslim Arslan ve Kadın Aile Müdürü Fatma Kamberoğlu ile konuştuk. 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, kalabalık ve açık hava

 

 Her şey “Türkiye’de kadınlar neden hak ihlaline uğruyorlar?” sorusu ile başladı

  -Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı nedir? 

Duygu Şahin: Kadının İnsan Hakları Yeni Çözümler Derneği’nde Kadının İnsan Hakları Eğitim Programı’nın (KİHEP) sorumlusu olarak çalışıyorum. Yaklaşık üç yıldır bu işi yapıyorum. Dernekten genel olarak bahsetmek gerekirse, 1993 yılında bir grup kadın düşünüyorlar, “Türkiye’de kadınlar neden hak ihlaline uğruyorlar?” diye. Bir saha araştırması yapıyorlar. Bir ayağı Marmara Bölgesi’nde, bir ayağı Doğu Anadolu Bölgesi’nde… Bu araştırmanın sonucunda ortaya çıkan sonuca göre; kadınlar hak ihlaline uğruyorlar; çünkü kadınlar haklarını bilmiyorlar. O zaman bir araç geliştirmek gerektiğini düşünüyorlar. Uluslararası çalışmaları inceliyorlar. Bunların ışığında KİHEP’i yaratıyorlar. Bu eğitim programını hazırlayanlar konularında uzman akademisyenler ve aktivistler. 

Uluslararası literatürü ve Türkiye’de yürürlükte olan kanunları önlerine alarak kadınlar için dönüştürücü eğitim programını hazırlıyorlar. Program “Kadınlar için yasal okur-yazarlık” ile başlıyor. Daha yasal bir zemin üzerinden başlıyor. Fakat pilot gruplar yapıldıkça, kadınların başka sosyal becerilere de ihtiyacı olduğunu görüyorlar. Buna göre başka modüller de ekleyerek, programın bugünkü çatısını oluşturuyorlar. Program 16 hafta çünkü zihindeki dönüşümü yaratmak için gerekli süre 16 hafta. Önce temel olarak insan haklarından, sonra kadının insan haklarından, sonra Anayasal medeni haklardan, iletişim, şiddet, feminizm, kadın hareketleri, siyaset, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı çocuk eğitimi gibi devamlılık sağlayan konulara sahip eğitim. 

 - Neden insan hakları değil de; kadının insan hakları? Bu ilk duyulduğunda cinsiyetçi bir tabir gibi geliyor. Sitenizde açıklamışsınız ama sizden de dinlemek isterim.

Duygu Şahin:: İnsan Hakları kavramı cinsiyetsiz gibi görünse de; ataerkil bir kafayla oluşturulmuştur. Evet, şiddetle ilgili yasalar var. Fakat kadınların, sadece kadın olmaktan dolayı gördüğü, cinsiyet ayrımı sebebiyle gördüğü şiddet başka bir şey. Dolayısıyla, adını koyup, özel olarak ele almadığınızda o konuyla ilgili bir ilerleme gerçekleştiremezsiniz. İnsan hakları ihlalleri her yerde var ama kadınların kadın olmaktan dolayı maruz kaldıkları insan hakları ihlalleri çok daha fazla. O yüzden adını koyup, bu meseleyi cinsiyet ayrımı ile ele almak gerekiyor. Derneğin misyonu bu.

İslim Arslan: Yine çok somut bir şekilde, kadına yönelik şiddetten bugün söz ediyorsa, zaten bu kadın ve erkek arasında bir eşitsizlik olduğunu gösterir. En somut olan olgudan hareketle bile neden kadının insan hakları kavramının oluşturulduğu görülür. Daha da ilerlere giderseniz, bir kadın vatandaş, insan olarak görülmemiş tarihsel olarak. Kadının insan olarak kendisini hukukta var etme mücadelesi var. Oy kullanma hakkı ile ilgili çok ciddi mücadelesi var. Eş olarak, eşit statüye gelmek için çok ciddi mücadelesi var.

Duygu Şahin:: Eşit miras, ortak mal… Oy hakkı bile son 100 yıldır konuşabildiğimiz şeyler.

 - Hangi kurumlarla protokol imzaladınız? Şu anda yerel yönetimlerden Avcılar Belediyesi ile çalışıyorsunuz. 

Duygu Şahin:: Türkiye’de yaklaşık 60 ilde eğiticimiz var. Kıbrıs’ta da var. Hatta Kıbrıs’taki eğitimcimiz şu anda milletvekili. Cumhuriyetçi Türk Partisi milletvekili  Doğuş Derya

İslim Arslan: Eğitimci olduktan sonra gelişiyor siyasi yaşamı. Eğitimden sonra milletvekili oluyor.

Duygu Şahin:: Kıbrıs’ta FEMA diye bir feminist kadın atölyesi var. Doğuş Derya da oranın gönüllüsüydü. Eğitici eğitimine davet edildi kendisi. Tıpkı İslim gibi. Eğitimi bitirdikten sonra da kendisi FEMA içerisinde KİHEP Grup Çalışmaları yaptı. Sonra siyasi hayatı daha aktifleşti. Şimdi ikinci kez Meclis’e girdi. Hatta yemin ederken basına düşen olaylar oldu. Kadınlar için çaba sarf edeceğine dair yeminine bir ekleme yaptı. 

Yerel yönetimlerle çalışmamıza gelirsek… Bu program ilk defa oluşturulduğu zaman, derneğin amacı bunu yayarak mümkün olduğu kadar kadına yaymaktı. Bunun yolu da Devlet ile çalışmaktan geçiyor. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na gidiyorlar. 1997 yılında. O zaman müdürlük bu eğitim programını çok verimli buluyor ve bir protokol imzalıyor. Bu kuruma bağlı çalışan psikolog, sosyolog ve sosyal hizmet uzmanlarını eğitici eğitimine gönderiyorlar. O dönemde yoğun olarak eğitici adayları bu kurumdan geliyor. Biraz da bağımsız kadın örgütlerinden geliyor eğitici adayları. Dernek çok uzun süre bunu bu şekilde devam ettiriyor. Ama 2011 yılında kurumun lağvedilmesi ve Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın kurulması ile birlikte devletin kadın politikalarına bakış açısı değişti. Öbür taraftan eğitim programları ve derneklerle yapılan işbirliği konusunda fikirler değişti. Ve biz bu programı uygulayamamaya başladık. Hem yeni eğiticileri havuzumuza katamadığımız gibi; hala Bakanlık’ta personel olan arkadaşlarımızda grup çalışması yapamıyorlar. Çünkü Bakanlık politikası gereği başka eğitimler vermeleri istendi kendilerinden. Biz de bir krize düştük. Toplamda 250’ye yakın eğitmenimiz varken bunların 137 tanesi Bakanlık personeliydi. O yüzden de biz belediyelerle olan ilişkilerimizi güçlendirmeye başladık. Belediyelerin de kadın bakış açıları değişti. Birçok belediyede kadın, aile müdürlükleri kuruldu. Kadın danışma merkezleri kuruldu. Bu merkezlerde eğer KİHEP çalışması yapacak yetkinlikte personel varsa; belediyelerle ilişki geliştirip, bu kişileri eğitimlere davet ediyoruz. Mesela şimdi 40’a yakın belediye ile ilişkimiz var. Bu üç şekilde oluyor. Ya belediyeyle protokol imzalıyoruz. KİHEP Protokolü imzalıyor dernek. Bunun içerisinde, belediyede çalışan personel belediye personeli oluyor ve belediye o personelin KİHEP grup çalışması yapması için önünü açıyor. Dernek de buna karşılık olarak Belediyenin toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili  kapasitesinin geliştirilmesi için çeşitli destekler veriyor. Amacımız tabiki bu ilişkileri sürdürülebilir hale getirmek. Protokolü bu nedenle önemsiyoruz. 

  -Peki bu eğitimler kadınlara ne kazandırıyor? Nasıl bir etki yaratıyor?

Duygu Şahin: Şöyle bir etki yarattığını söyleyebilirim. Mesela Ankara Yenimahalle Belediyesi özelinde bir örnek anlatayım. Biz bir program kapsamında Yenimahalle Belediyesi ile çalışmaya başladık. KİHEP çalışması ile özel bir proje kapsamında Yenimahalle Belediyesi’nin meslek kurslarına eklendik. Belediyenin seramik ya da aşçılık kursuna giden Yenimahalleli bir kadının kurs saatlerine katılarak kadının insan hakları konusunda eğitim verdik. Sonra gördük ki bu kadınlar çoğu kent konseyine üye olmuşlar ve kent konseyi olarak belediyeye baskı yaparak bu eğitimin bütün Yenimahalleli kadınlara verilmesi gerektiğini söylemişler. Şu anda Yenimahalledeki gruplarımız bu sayede açılabiliyor.

 -Avcılar özelinde nasıl bir etki yarattı? Nasıl sonuçlar aldınız? 

Duygu Şahin: Avcılar için çok yeni çünkü ilk grup iki hafta önce bitti. Fakat katılım çok yoğun. Ayrıca katılımcıları arkadaşlarını da yönlediriyor. Her katılımcımızın aklına eğitimi almalarını istedikleri kişilerin bir listesi var. Katılımcılarda şunu görebiliyoruz; ben bu hakları öğrendim nasıl yaygınlaştırabilirim?, Güçlendiğimi hissediyorum başka kadınları nasıl güçlendiririm? 

İslim Arslan: Kadınlarda öğrendikçe çoğalma ihtiyacı duyuluyor. Yani o doğal örgütlenme dediğimiz şey oluyor. Tıpkı bir ışığın yayılması gibi. Kişi bunu aldığında bir aydınlanma yaşıyor ve bunu çevresindeki diğer kadınlara ulaştırma ihtiyacı duyuyor. 

 -Peki KİHEP erkekleri ne kadar etkileyebiliyor? 

Duygu: KİHEP erkekleri kendi etrafındaki kadınlar vasıtasıyla etkileyebiliyor. Bizim dernek olarak da doğrudan erkeklere yönelik çalışmalarımız yok. Kadının bireyselliğini güçlendiriyor ama bunu yaparken iletişim gibi, toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı çocuk eğitimi gibi modüllerle de bu güçlenmenin bağlantısını da sağlıyor. Bizim en son 2011 yılında yaptırdığımız bir bağımsız araştırmaya göre KİHEP’e katılan kadınların fiziksel şiddeti % 60, duygusal şiddeti %33 ekonomik şiddeti %27 oranında durdurmayı başardıkları görülmüştür. Ayrıca KİHEP’e katılan kadınların %89’unun aile içinde alınan kararlarda daha fazla etkili olduğu ve %94’nün genel anlamda özgüveninin arttığı da görülmüştür. Bunun dışında Kadının İnsan hakları yeni Çözümler Derneği olarak seminerlerimizi karma gruplara yaparak erkeklerde de farkındalık yaratmaya çalışıyoruz.

KİHEP’in eğitim modeli kişisinin ilk önce ben olarak kendini tanımlamasını arkasından yavaş yavaş her eğitim modülünden sonra güçlenmesi ve bir farkındalık kazanmasını sağlıyor.

İslim Aslan : KİHEP’in eğitim modeli şunu sağlıyor: kişisinin ilk önce ben olarak kendini tanımlaması arkasından yavaş yavaş her eğitim modülünden sonra güçlenmesi ve bir farkındalık kazaması. Bu farkındalıkları yaşadıktan sonra çevresindeki insanlara davranışlarında bir değişiklik olduğu için anında çevresindeki diğer kadınlarda ve erkekler de eğitimi alan kişideki o farkılığı fark ediyor. Bu yöntemin kendisi 2004 yılında Uluslararası Yeni Taktikler Projesi çerçevesinde, “ dünyada insan hakları konusunda kullanılan en yeni taktiklerden biri” olarak seçilmiştir. Ben daha öncede toplumsal cinsiyet konulu çalışmalar yürüttüm. Ama  bir kalemde oturup bilgi aktarımı şeklinde oluyordu. Bu eğitimdeyse sonuç alıcı bu yöntemden dolayı çok daha fazla farkındalık yarattığını kendim gözlemledim. 

Peki yaş aralığı nasıl? Her yaştan kadın eğitimlerinize katılabiliyor mu?

Duygu Şahin : KİHEP yetişkin kadınlar içindir. 18 yaşında olmak yeterlidir. Her eğitim düzeyinden, her sosyo ekonomik sınıftan kadınlar katılabilir ve bu kadınlar bir arada bu grubu yürüte de bilirler. 

 -Türkiye’de Kadın hareketi sizce bugün ne durumda? 

Duygu Şahin: Ben kadın hareketinin tüm bileşenlerinin, dünyanın her yerinde kadınların verdiği tüm mücadeleleri çok kıymetli buluyorum. Hepsinin doldurduğu farklı boşluklar var. Bizim KİHEP olarak önem verdiğimiz en önemli şeyse örgütlenmedir. Kadın hareketinin örgütlü mücadelesi Türkiye’de ikinci dalga feminizm ile birlikte yükselen akım çok büyük işler başardı. Ceza kanununu değiştirdi, medeni kanunu değiştirdi, 6284’ü çıkarttı, İstanbul sözleşmesini imzalattı.  Büyük değişimlerin öncüsü oldu. Bu kadar büyük başarıların üzerine bugün verdiğimiz mücadele kazandıklarımızı kaybetmemek üzerine verdiğimiz bir mücadeledir. Dolayısıyla hareketin gücü ile ilgili ben derneğim adına değil ama kendi adıma konuştuğumda bir düşüş görüyorum. Tabi bunun bir çok sebebi var. Bir taraftan da kendimi dijital araçlarla daha fazla kadına ulaşma şansımız olan bir dönemde olduğumuza, daha fazla sokakta olamasak, daha fazla örgütlenemesek de başka araçlarla birbirimizle iletişim halinde olduğumuza ikna etmeye çalışıyorum. 

 -KİHEP pek çok belediye ile iş birliği halinde eğitim programlarını sürdürüyor.  Avcılar Belediyesi de kurumsal işbirliğinizi yürütüyorsunuz. Öncelikle bu nasıl başladı? Kadın bir başkan ile çalışmak size kolaylık sağladı mı?

Duygu Şahin : Kesinlikle oldu. Çoğu belediyenin biz kapısını aşındırırız. Avcılar Belediyesi ise ‘bizim kadın hakları konusunda hassasiyetimiz var. Biz bunun için çaba gösteriyoruz. Siz de buna bir el verin’ diye bize kendi ulaştı. Bu çok önemli. 

Kadın İnsan Hakları- Yeni Çözümler Derneği’nin iki temel görevi var. Bunlardan bir tanesi KİHEP’i uygulamak ve yaygınlaştırmak. İkinci alanımız ise savunuculuk.  Biz ulusal ve uluslararası hukuki süreçleri takip ediyoruz. Pek çok uluslararası koalisyona üyeyiz. Mesela sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin oluşturulması ve oluşturulduktan sonra da takibi için hedefler çerçevesinde kurulan uluslararası komisyonlar var. Biz orada çok aktif rol oynuyoruz.  Biz iki temel program üzerine çalışıyoruz. Amacımız küreseli yerele, yereli küresele getirmek. Burada kadınların bahsettikleri sorunlar ve ya önerdikleri çözümler gölge raporlarla uluslararası raporlara giriyor. Bunlar tavsiye kararı olup o komitelerde devlete geri aktarılıyor. 

Programımız kapalı grup çalışması şeklindedir.Grubun kendi kuralları var ve her oturumda da kurallar asılıdır. Sonradan kimse giremez, kimse çıkamaz. İçerde konuşulan dışarda aktarılamaz. Bir dayanışma ortamı vardır. Eğitimin sonunda gün değerlendirmesi yaptığımızda çoğu katılımcı ‘burada bulunmak bana grup terapisi gibi geliyor’ der. 

 -Avcılar Belediyesi Kadın Aile Müdürlüğü’nde çalışıyorsunuz. Aynı zamanda KİHEP eğitimcisisiniz. Avcılar özelinde bu eğitimle ilgili neler söyleyeceksiniz?

Fatma Kamberoğlu: KiHEP’in yöntemi o bilindik öğretmen-öğrenci ya da hoca-katılımcı gibi bir hiyerarşisi yoktur. KİHEP’in kendi dinamiğinde bütün katılımcılar gibi eğitmen rolünü oynayan kişi de katılımcıların bir parçasıymış gibi hareket ediyor. Kolaylaştırıcı diyemem ama bir öğretmen-öğrenci edasıyla değildir. Daha çok oradaki katılımcıların kendileriyle birlikte getirdikleri o inançlarını yani geleneksel kodlarla, kültürel kodlarla inanmış oldukları kadınlar üzerinde kendisini şekillendiren, kadınların düşünce biçimlerini yaşam biçimlerini, belki davranış biçimlerini şekillendiren o sözlü yasaları kadınların konuşarak açığa çıkarması. Bir deneyimini, çocukluğunu, evlilik biçimini ya da sürecini anlatarak oradaki o sözlü yasalarla hayatının nasıl şekillendiğini, düşüncelerinin nasıl belirlendiğini anlatıyor olması ve buradan hareketle bunların aslında yazılı yasalarda olmadığını, aslında yazılı yasalarla bu haklarını bilmesi ve talep etmesiyle bunların aslında önüne geçilebileceğini öğreniyor olması senin burada bir öğreticiden ziyade ya da bir hocalıktan ziyade ortak bir deneyimin paylaşılması ve bir bilginin oraya doğrusunu aktarma.  

 -Geleneksel kodlarla donanmış olarak buraya gelen bir kadın ilk olarak neyle karşılaşıyor burada? 

Fatma Kamberoğlu: Kendi deneyimimden bahsedecek olursam, grup oluşturma ile ilgili çok fazla zorlanmadık. Ancak tabi ki insanlar burada kendi özel yaşamlarıyla ilgili bir takım kesitler konuşabiliyorlar. Grubun kendi içerisinde alması gereken kurallar var. Bu kurallar öncesinde konuşuluyor. Hem teknik olarak bazı şeyler var hem de o grubun kendi ilişkileri ile ilgili bir takım kurallar var. Diyelim ki samimiyet, katılımcının samimi olması. Bu zaten on altı hafta boyunca ortaya çıkıyor. Samimiyet özel anlatımları ve bireysel anlatımların ortaya çıkmasını sağlıyor. Dolayısıyla bir güven arayışına giriyor kişi. Ben bunu anlatıyorum ama benim yanımdaki kişi bu anlattığım şeyi koruyabilecek mi, saklayabilecek mi kaygısı oluşuyordur. Bu ilk 2-3 hafta içerisinde tamamen hallolmuş oluyor. “Bu da benden” “bununda yaşadığı şeyler benimkinin çok ötesinde ya da ilerisinde değil” düşüncesi oluyor ve ortak noktalar oluşuyor. Ortak noktalarda da hem güven duygusu hem koruyuculuk kendiliğinden gelişiyor. Biri ötekini korumakla ilgili kendisi, kendisi korumakla ilgili gösterdiği refleksin aynısını gösterebiliyor. Dolayısıyla o güven duygusu içerinde paylaşımlar daha derinlikli olabiliyor.

 Handan Başkan, seçim öncesinde Kadına dönük belediyecilik anlayışını projelerini bir bir gerçekleştirerek  pratikte de gösterdi.

  -Kadın belediye başkanı ile çalışıyorsunuz. Avcılarda kadın belediye başkanı var. Öncelikle bunun öneminden bahsedelim ve KİHEP protokol sürecine gelen sorulardan ve süreçten de biraz bahsedelim.

İslim Arslan: Daha önce sendika yöneticiliği yapıyordum ve sendika yönetimindeyken kadın sekretaryalığını yürütüyordum. Kadın danışma merkezlerinin kurulmasının gerekliliği ile ilgili mevcut yasalar var. Ancak Türkiye’deki belediyelerde ne yazık ki oluşturulmamıştı. Ben Handan Başkanla seçim öncesinde bu projeyi sunmak için görüşmüştüm ve çok memnun kalmıştı. Feminist bir kadın anlayışı vardı, yaptığımız sohbetlerde. Hakikaten belediye başkanı olduktan bir hafta sonra beni çağırdı, görüştük. Kadın danışma merkezi, çocuk oyun evi (kreş) gibi projelerimizi belediye başkanı ile paylaştık. O zaman sendikayla bir sözleşme yapılıyordu. Bu sözleşmenin içerisine de madde olarak kreş açılması ve kadın danışma merkezinin açılması ile ilgili sözleşme maddeleri koyduk. Gerçekten de bunu hayata geçiren bir belediye başkanı. Tabi ki kadın bakış açısına sahip oluyor olması, bunları yasal bir mevzuata kavuşturması... Seçim öncesinde bilirsiniz, bir çok aday söz ve vaatlerde bulunur, ancak bunu bir belgeye dönüştürmek yapılacak sözleşmelerle olanaklı oluyor. O bu vaadini sözleşmeye yazılı olarak da geçirdi. Bu çok kıymetli bir şey. Arkasından verdiği sözü hayata geçirdi. Kadın danışma merkezi kuruldu, kreş açıldı. Kadına dönük belediyecilik anlayışını pratikte de gösterdi. Bu anlamda hem çalışmaktan çok büyük keyif alıyorum, hem de yıllardır bir kadın dayanışma merkezi kurulması ile ilgili- benim kendi bireysel tarihimle konuşuyorum- benim bireysel olarak mücadelesini verdiğim bir şeyi somut olarak görüyor ve içerisinde çalışıyor olmak bana çok iyi geliyor.

 -Kadın belediye başkanıyla çalışıyorsunuz, pek çok belediye kadın dostu belediyecilik yaptığını iddia ediyor. Avcılar’da kadın dostu belediyecilik ile ilgili birkaç cümle rica edeceğim sizden.

Fatma Kamberoğlu: Ben en eski memurlardanım, 24. senem. Dört sene öncesine baktığımızda asla böyle bir şey düşünmemiştik bile. Kadın belediye başkanımız olduktan sonra kadına yönelik bu projeler, sosyal belediyecilik faaliyetleri tabi ki farklı ve ilklerden. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü kurulması hemen hemen ilktir. Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü kurulduğu ilk zamanlar sıkıntılar yaşadık, ödeneğimiz yoktu, personel yoktu, yerimiz yoktu. Ama buna rağmen ilk faaliyete geçtiğimizde “Kadın El Emeği Pazarı”nı kurduk. Kadınların evde ürettikleri ürünlerini sergileyebilecekleri bir yer gösterdik. Bu artık üçe çıktı, üç ayrı yerde sergileyebiliyorlar. Aile içi iletişim eğitimini başlattık. Evlilik öncesi ve evlilik sonrası eğitim programını başlattık. Türkiye’de en iyilerden biri, çünkü dört yıldır devam ettiriyoruz. Süreklilik var. Kadın belediye başkanı olunca kadına yönelik hizmet veren dernekler, sendikalar başkanımıza da geldi. Görüşmelerde projelerini de ilettiler. KİHEP, Yeni Çözümler Derneği, TAP Vakfı, Kadın Eserleri Kütüphanesi, AÇEV’le çalışıyoruz. Mor Çatı ile de görüştük. KİHEP de böyle bir eğitim programı başlattığını bize duyurdu. İyi niyet mektubu da sundu. Bu aynı zamanda KİHEP’İn Birleşmiş Milletler ile ortak bir projesi. Benim gördüğüm kadarıyla, kadına yönelik verilen en iyi eğitimlerden birisi. Çünkü bu eğitimin içinde kadına dair her şey var. Sadece mevzuatı anlatmıyor. Gelenek, görenek, paylaşım, empati her şey var. 

Handan Başkan’ın bi sörü var  : “Ben her zaman kadınların arkasındayım. Kadınlar biliyor ki arkalarında doktor ve kadın bir başkanları var.” Diyor.  Kadın personeli dahil tüm Avcılarlı kadınlar da biliyorlar ki başına bir şey geldiğinde ilk arayacakları kişi Handan Toprak Benli.

 -Kadın Aile Müdürlüğünüzün diğer hizmetleri nelerdir?

Fatma Kamberoğlu: Kentevlerinde kurslar var, Kültür Müdürlüğü’ne bağlı. Birçok kurs var, el işi, resim, müzik vb. kursları var. Binbir Çiçek var. Başkanımızın ilk projelerinden birisi Binbir Çiçek. Türkiye’de de bu ilk. Binbir Çiçek kadınları evlerinden çıkarmak amacıyla üretilen bir proje. Başkanımız da ayrıca Binbir Çiçek’in birbirinci çiçeği. Kendisi de koronun provalarına katılıyor ve o da türkü söylüyor.

İslim Aslan: Belki sosyal, kültürel bir etkinliğin içerisinde var etmek olabilir. Geziler vb. Sosyal etkinliğin içerisinde burada getiren. Şeyda da bu konuda bir çalışma yapacak. Binbir Çiçek’e katılan kadınlarla KİHEP eğitimi alan kadınlar arasındaki yaşamlarında nasıl farklılıklar olduğuna bakacak. Binbir Çiçek kültür üzerinden yapılan bir sosyal etkinlik, ama buradaki biraz daha hem siyasal anlamda hem yasal haklarını ve sosyal-kültürler anlamda kendisi tanıma ile ilgili bir program. Bu ikisinin arasında kadının hayatında nasıl bir farklı değişiklik olduğuna bakmak için bir çalışmanın içerisine giriyor. Tezini bunun üzerine yapıyor.

Her anlamda bir danışma var. Eğer hukuksal anlamda bir zoru varsa, hukuki anlamda destek alabilir. Bununla ilgili bir danışmanlık alabilir. Şiddet ya da benzeri bir durumda, güçsüzlük durumunda buradan gelip danışmanlık alır en yakın sığınma evine yönlendirilir. Suç duyurusunda bulunur. Psikolojik anlamda destek alabilir. Öte yandan bünyemizde ekonomik anlamda destekleyici bir takım faaliyet var, kadın el emeği pazarlarına yönlendirilebilir. Eğitim programlarına katılabilir. Psikolog Hacı Bey’İn burada verdiği eğitimler var. Buradaki eğitim çok daha katlandı. Evlilik ve yaşam hakkında bir eğitim veriliyor iken merkezde, buradaki eğitimler üç çeşide çıktı. Buradaki bu güçlenme kadını yaşamın içerisinde tabi ki daha farklı kılabiliyor.

 -Neden  Gülsevim Buket Değirmenci ismi verildir merkeze? Kimdir Gülsevim Buket Değirmenci

İslim Aslan: Gülsevin Buket Değirmenci Avcılar’da büyümüş ve yaşamış ve yaklaşık 25 yıl önce tecavüz ve sonrasında cinayete kurban giden bir kadındır.  Kendisinin de yaşadığı ilçede bir danışma merkezinin kuruluyor olması ve adının burada yaşatılması bu anlamda kadınların çaresiz ya da güçsüz olmadıklarını ama bilinçli ve farkındalıkla hayatın içerisine karışması gerektiğini göstermek açısından önemli bir merkez.

Bu haber toplam 1385 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.