İNCE: ’Bu ülkede ben de varım’ diyenlerin şansı ve umudu

İNCE: ’Bu ülkede ben de varım’ diyenlerin şansı ve umudu

/*p.p2 {margin: 0.0px 0.0px 10.0px 0.0px; text-align: justify; font: 11.0px 'Trebuchet MS'; color: #000000; -webkit-text-stroke: #000000; min-height: 12.0px}span.s1...

A+A-

3 Şubat Cumartesi günü Ankara Spor Salonu’ndan ayrılanların kafasında iki konu vardı. İlki ertesi gün yapılacak parti kurullarına yönelik seçimler ve ortaya çıkması muhtemel olan listeler; ikincisi ve daha önemlisi ise muhalif aday Muharrem İnce’nin önce konuşması sırasında tribünlerin hâkimiyetini ele geçirmesi, arkasından da delegelerden 447 oy almasıydı. 166 imzayla aday olan İnce, destek açıktan gizliye döndüğünde gücünü katlamıştı. Fakat bu Kurultay’ı kazanmasına yetmedi. 790 oy alan Kemal Kılıçdaroğlu göreve devam etme yetkisini delegelerden aldı.

 

muharrem ince rozeti bıraktı ile ilgili görsel sonucu

3 Şubat’ı 4 Şubat’a bağlayan ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin yeni yönetiminin seçildiği o gece akıllarda olmayan ise Devlet Bahçeli’nin çıkışına Recep Tayyip Erdoğan’ın biraz gönüllü, biraz zorunlu evet demesi ve 24 Haziran’da baskın seçimin yapılacak olmasıydı. Baskın seçimin sonucunda Ankara Spor Salonu’nda kürsüyü paylaşan iki siyasetçi tam üç ay sonra yine Ankara’da, bu sefer başka bir spor salonunda kürsüyü paylaştılar ve Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce’yi partisinin Cumhurbaşkanı adayı olarak ülkeye duyurdu. İnce rozetini Genel Başkanı’na emanet etti ve yola çıktı.

Türkiye’de siyaset hem çok çabuk değişiyor; hem de hiç değişmiyor. Üç ay içerisinde iki büyük rakip ülkeye umut olmak için ellerini birleştirirken belki de üç ay sonra yine büyük bir rekabet içerisine girecekler ya da oturdukları koltukların “uçları” birbirlerini rahatsız etmeye başlayacak. Kim bilir?

Görüntünün olası içeriği: 3 kişi, kalabalık ve açık hava

 

Herkes için yeni bir umut Muharrem İnce…

Umuttan devam edersek, Muharrem İnce’nin bir umut yarattığı kesin. 16 Nisan Referandumu’nda “Hayır” kelimesi etrafında toplanan kalabalıkların ortaya çıkardığı bir umut vardı. Tek tek insanların, irili ufaklı kurumların bir araya gelmesi ile oluşan bir umuttu bu ve karamsarlığı dağıtmıştı. İstanbul’da, Ankara’da ve tabii ki İzmir’de iktidarın temsil ettiği “Evet” yenilmiş; fakat seçim sonuçlarına yönelik itirazların arkasında yeteri kadar durulamadığı için (İşte orada o tek teklik yetmedi) karamsarlık tekrar toplumun üzerine çökmüştü. Şimdi ise bu umut bir kişinin varlığında cisimleşiyor.

Bu konuda şanslı İnce... Çünkü denk gelmesi zor bir ikiliğe sahip... Hem 4 Şubat’a hem de 4 Mayıs’a sahip. Yani 16 yıllık Erdoğan yönetimine “Tamam” diyenlere de umut; 8 yıllık Kılıçdaroğlu muhalefet tarzını yetersiz görenlere de umut. Ülkeyi ve parti örgütünü bu şekilde silkeleyebilmesinin sebebi de biraz bu. Her türlü yenilik ihtiyacına biraz da olsa yanıt verebiliyor; benzer kelimeleri söylese bile farklı tarzda söylediği için dinleniyor, merak ediliyor. Partisinin kurulları Genel Seçim’e ve milletvekili adaylık listelerine odaklanmışken dâhi umut yarattığı kitleyi arkasından sürükleyip, seçim çalışması yapabildi.

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi ve açık hava

Tüm bunların yanında belki de en önemlisi 16 yıldır savunan, 16 yıldır sürekli en hafifinden sözel şiddete maruz kalan milyonlarca insanın önüne, “geri adım atmayan”, gerektiğinde karşısındakini bozmaktan çekinmeyen bir tavırla çıkıyor ve kitlesini cesaretlendiriyor. Bunun ipuçlarını CHP’nin son kurultayında vermişti. O zaman kazanma umudu olmadığı için, politik davranmaya çalışmayan bir konuşma yapmıştı İnce. Kendisinden beklenmeyenleri söylemişti ve çevresindeki beğeni haresini genişletmişti. Şimdi de aynı yöntemi izliyor. Tek odaklı sert muhalefetin ve daha sonrasında pragmatizmin CHP için ortada duran 16 yıllık sonucunu iyi okuyup; seçimin iki turlu olacağını hesaplayarak idealist çıkışlar yapıyor.

İşi kolay mı? Değil. Hatta çok çok zor... Fakat bir kıvılcım yakıldığı da açık… 24 Haziran’da AKP’nin TBMM’de çoğunluğu kaybetmesi ve seçimin ikinci tura kalması, ikinci turun havasını daha da değiştirebilir. Kaybetmeye alışmayan AKP’nin kâbus dolu iki haftası, kazanmayı hatırlayan, ‘ben de varım’ diyen ülkenin diğer yarısının umut dolu iki haftası olabilir. Göreceğiz.

Bu haber toplam 7656 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.