İzmir'de ekolojik yıkıma karşı direniş var

İzmir'de ekolojik yıkıma karşı direniş var

İzmir’deki ekoloji örgütleri tarafından 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla İzmir Alsancak Vapur İskelesi’nde “Kentte  ekolojik yıkıma ve...

A+A-

İzmir’deki ekoloji örgütleri tarafından 5 Haziran Dünya Çevre Günü dolayısıyla İzmir Alsancak Vapur İskelesi’nde “Kentte  ekolojik yıkıma ve talana karşı dayanışma var, direniş var” etkinliği gerçekleştirildi. Atölye çalışmaları, yürüyüş ve forumdan oluşan etkinliğe ilgi oldukça  fazlaydı.

 

Saat 19:30’da Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nden Alsancak vapur iskelesine kadar bir yürüyüş yapıldı. Yürüyüşe demokratik kitle örgütleri, İYİ Parti, CHP ve HDP milletvekili adayları ve bir çok doğa dostu katıldı. Yürüyüşe yol boyunca esnaf ve halk da destek verdi ve ”Kentte ekolojik yıkıma ve talana karşı dayanışma var, direniş var “pankartı açıldı. Bir çok döviz taşındı.

Daha sonra ekoloji mücadelesinde yaşamını yitirenler için  saygı duruşu yapıldı ve programa geçildi. Kitle adına açıklamayı İzmir Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Helil İnay Kınay yaptı. Kınay dünya doğal dengesinin korunması ve doğal varlıklara öncelik veren bir anlayışın egemen olması gereği ile Birleşmiş milletler tarafından 5 Haziran tarihinin Dünya Çevre Günü olarak kutlanıyor dedi. 5 Haziran Dünya Çevre Gününün bir kutlama günü olmadığını söyleyen Kınay çevre sorunlarına ve ekolojik yıkıma dikkat çektiğimiz,  mücadeleye çağrı yaptığımız bir gündür bugün dedi. Yıllardır iktidar partilerinin değiştiğini ancak emeğin ve doğa sömürüsünün üzerine kurulmuş olan yönetim politikalarının değişmediğini vurgulayan Kınay, “Ülkemizde ve kentimizde çevre sorunlarıyla toplumsal sorunlar arasında bir ilişki var. Çevrenin korunmayacağı bir demokrasi anlayışı olamayacağı gibi demokrasinin olmadığı bir ülkede de çevre korunamaz” dedi.

İzmir’deki ekoloji sorunlarına dikkat çeken Kınay Aliağa’da termik santral sürecinin devam ettiğini, İZSU tarafından İzmir’in gelecekte su kaynağı olarak planlanan Çamlı baraj havzasında faaliyet sürdüren Efemçukuru altın madenine karşı hukuki sürecin devam ettiğini söyledi.

Gaziemir’de şehir merkezinde okulların yanında 2007 yılında tespit edilen  nükleer atıkların hala alanda durduğunu kaydeden Kınay sözlerine şöyle devam etti. ”İzmir’de tarım alanlarımız, orman alanlarımız doğal sit alanlarımız, yapılan mevzuat değişiklikleriyle yapılaşma kontrolsüz plansız Res’ler le ve kentin her bölgesindeki taş ocaklarıyla elden çıkıyor. Kentin planlanması ve gelişimi adı altında sadece  ekonomik kaygı odaklı bölgenin yaşam kalitesini olumsuz etkileyecek tüm projelerin ÇED süreçlerinde ortak senaryonun tekrarlandığını görüyoruz. İzmir halkı yasal hakkını, sağlıklı yaşam hakkın,ı yaşam alanlarını havasını suyunu toprağını korumak için mücadele ediyor. Doğadan ve yaşamdan yana bu mücadeleyi destekliyor, bu kentte ekolojik yıkıma karşı dayanışma var diyoruz”.

İzmir’e Sahip Çık Platformu bileşenlerinden TMMOB adına Melih Yalçın yaptığı konuşmada kapitalizm kentimizi ve  doğamızı yok ediyor ekoloji örgütleri güç birliği yaparak buna dur diyoruz dedi.

Daha sonra programın 1. kısmına geçildi ve burada kendi bölgelerinde ekoloji mücadelesi veren kadınlar konuştu.

 

Aydın’ın Efeler ilçesinde bulunan Yılmaz köyünde JES projelerine karşı acele kamulaştırmaya karşı zeytinliklerini korumak için direnen Aysel Çetin; temiz meyve sebze yetiştirmek, yüzyıllardır olduğu gibi bu bereketli topraklarda tarım ve hayvancılık arıcılık zeytincilik yapmak istediklerini, torunlarına temiz bir doğa bırakmak istediklerini söyledi. Bu memleket bizim değil mi, kanserlerimiz çoğaldı,bütün ovayı JES ler talan etti biz temiz bir doğa istiyoruz, mücadelemiz devam edecek dedi. Bu bölümde Selçuk ve Gülbahçe’de ekoloji mücadelesi veren diğer kadınlar da deneyimlerini aktardılar.

Programın 2. Kısmında foruma geçildi. Serbest kürsüde  partilerin milletvekili adayları ve demokratik kitle örgütleri temsilcileri ve diğer doğa dostları konuşmalar yaptılar. HDP İzmir milletvekili adayı Serpil Kemalbay ekolojik mücadeleyi yükselten herkese selam gönderdi. Dünyanın bir yangın yerine döndüğünü belirten Kemalbay bunun sebebi insanın kendisini doğadan üstün görmesidir dedi. Sermayenin saldırısına karşı topyekun bir mücadeleye ihtiyacımız var, bugün İzmir’deki ekolojik yıkımın aynısı Diyarbakır Sur’da, Hevsel Bahçeleri’nde ve Hasankeyf’te var, mücadele yerellerden başlar diyen Kemalbay sadece yaşadığımız yerde değil bütün coğrafyada mücadeleyi yükseltmeliyiz dedi.

 

Daha sonra söz alan İzmir Yerel Tohum Topluluğu eş sözcüsü Göknur Yumuşak enerji santralleri vb. genelde  yapıldığı bölgeyi etkilediğini oysa kapitalizmin çok uluslu canavar şirketlerinin dünyanın en ücra köşesini bile tarım zehri kalıntılarıyla ve kimyasal gübrelerle geri dönüşümsüz kirlettiğini belirtti.

Bütün dünyada ekolojik döngünün bozulmasında tarım zehri kalıntılarının büyük bir önemi olduğunu vurgulayan Yumuşak, toprağın ve bütün suların çok büyük bir hızla geri dönüşümsüz kirlendiğini ve her gün yediğimiz yiyeceklerle sürekli vücudumuza zehir kalıntısı aldığımızı ve bunların birikmesiyle de kanser vakalarını arttığını dile getirdi. Ülkemizde sadece ihracat odaklı  zehir kalıntısı analizi yapıldığını ve o ürünlerin “iyi tarım uygulamalarıyla “ üretildiğini söyleyen Yumuşak, bizim yediğimiz yiyeceklerde “iyi tarım uygulamalarıyla” üretilsin ve kontrol edilsin tahlil edilsin dedi.

İzmir Yerel Tohum Topluluğu olarak tarım zehri karşıtı çalışmalarının çeşitli şekillerde devam ettiğini belirten Yumuşak karşımızdaki güç çok büyük, bu çok uluslu devlere karşı mücadele etmek için hepimiz güç birliği yapmalı ve hep birlikte kapitalizme dur demeliyiz dedi.

Bu bölümde yıllardır İzmir’de hukuksal anlamda çok büyük çevre mücadeleleri veren ve kazanımlar elde eden  “Çevre ve ekoloji “avukatı Arif Ali Cangı da söz aldı.

 

Cangı, İzmir’in 4 önemli çevre ve ekoloji sorunundan söz etmek istiyorum diyerek başladığı konuşmasında bu sorunların Ankara’da meclisten de takip edilmesi ve çözüm bulunması gerekiyor dedi ve sorunları şu şekilde sıraladı.

  • İzmir’in gelecekteki içme suyu havzasında faaliyet gösteren Efemçukuru altın madeni; İzmir’in suyunun kirlenmemesi ve kanser kenti olmaması için mutlaka kapatılmalıdır.
  • İzmir ve kuzey egenin yaşamını tehdit eden Aliağa; yeni yeni kirletici endüstri tesislerle bölgemizi yaşanmaz hale getirecek. Mecliste Aliağa araştırması komisyonu kurulmalıdır. İzmir’den seçilecek milletvekilleri buna öncülük yapmalıdır.
  • İzmir körfez geçiş projesi, İzmir’in ulaşım sorunu ile alakası olmayan birilerine kaynak aktarılmak amacıyla yapılmış bir lüzumsuz projedir. Körfezi ve diğer varlıkları yok edecek İzmir’i İzmir olmaktan çıkaracak bu projeye karşı çıkılmasını bekliyoruz.
  • Cangı, Gaziemir ve Karabağlar sınırları içinde 11 yıl önce tespit edilen nükleer atıklarhalen orada duruyor. İzmir’in yaşamı için tehlike saçan bu atıklar bir an önce oradan kaldırılmalıdır. Yasadışı nükleer atık ticaretinin failleri mutlaka bulunup cezalandırılmalıdır. Milletvekillerinden bu sorunları meclise taşımalarını talep ediyoruz. Toplumda farkındalık yaratan çevre günü etkinliği oldukça verimli geçti.
Bu haber toplam 345 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.