Erdal EMRE

Erdal EMRE

Yazarın Tüm Yazıları >

MEDYA, YENİ MEDYA VE GENÇLER

A+A-

Televizyonun olmadığı, gaz lambasının kısık ışığında sohbet eden kuşaklarla, cep telefonu ve internetsiz bir dünyayı yaşamamış kuşakların birlikte yaşadığı bir çağdayız. Kuşakların bu farklılığı, medya araçlarına da yansımaktadır.

Türkiye’de gençlik, medya, iletişim konuları ile ilgilenenlerin mutlaka dikkate almaları gereken çok önemli veriler bulunmaktadır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

•  Nüfusun genç oranı

•  Sosyal medya istatistikleri

•  Televizyon izleme verileri

•  Gazete baskı sayısı ve okuma alışkanlıkları

Aşağıda çok ayrıntıya girmeden aktardığımız bazı temel verilerin bize gösterdiği şu: Çoğunluğu genç olan Türkiye nüfusunun en az yarısı için  medya ve iletişim demek artık büyük oranda sosyal medya ya da yeni medya demektir.

 

Önce nüfusa bakalım. Türkiye’de 5 yaş ile 40 yaş arası (çocukluk ile orta yaş altı) yaklaşık 45 milyon kişi yaşamakta. Yani, Türkiye nüfusunun yarısından fazla.

 

Sosyal medya verileri ise şu şekilde… Dijital pazarlama ajansı We Are Social, 2016 yılı için küresel ve lokal dijital raporuna göre ülkemizdeki 79 milyonluk nüfusun, 46.3 milyonu internete bağlanıyor. İnternet kullanıcılarının 42 milyonu aktif olarak sosyal medyada yer alırken, bu kullanıcıların 36 milyonu ise sosyal medyaya mobil cihazlardan ulaşıyor.1

 

Türkiye’de en çok kullanılan sosyal medya platformlarına baktığımızda ilk sırada %32 ile Facebook yer alıyor. Facebook’u %24 ile WhatsApp, %20 ile Facebook Messenger, %17 ile Twitter, %16 ile Instagram takip ederken, sıralama Google+, Skype, Linkedin, Viber ve Vine ile devam ediyor.2

 

Peki televizyon izlemede ne durumdayız?

TÜİK’in Zaman Kullanım Araştırması’na göre Türkiye’de ortalama televizyon izleme süresi 5,5 saat. Bu süre Avrupa’da ortalama 3 saat, Japonya’da 2,5 saat ve Çin’de 3 saat.

 

Gençler ve öğrenciler ne kadar televizyon izliyor?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın araştırmasına göre kız öğrencilerin %44.9’u, erkek öğrencilerin ise %46.3’ü düzenli televizyon izliyor.3 Hem kız öğrenciler hem de erkek öğrenciler gün içinde 2 saat dizi izlemektedir.4

 

Gelelim gazete okuma alışkanlıklarına…

Türkiye’de gazetelerin günlük toplam satış rakamı yaklaşık olarak 2.5 milyondur. Hacettepe ve Bilkent gibi okuma alışkanlıklarının görece daha iyi olduğu üniversitelerde bile birkaç günde bir gazete okuma oranı %34,6. Hacattepeli öğrencilerin her gün gazete okuma sıklığı ise %19,2…5

 

ARAÇ MESAJDIR

Yukarıdaki verilerden yola çıkarak şöyle genel bir cümle kurabiliriz:  “Gençlerin ellerinden düşürmedikleri akıllı telefonlara ve gözünü ayırmadıkları televizyon ekranlarına girmeden onlarla iletişim kurmamız neredeyse imkansız”

 

Gençlerle doğru ve etkili iletişimi nasıl kuracağız?

Bu soru bizi Kanadalı iletişim bilimci Marshall Mc Luhan’ın “araç mesajdır” teorisine götürmektedir.

Mc Luhan’ın, iletişim bilimini derinden etkileyen bu teorisini geliştirdiği 1960’lı yıllarda henüz bilgisayar, internet ve sosyal medya hayatımızda yoktu. Ancak elektronik iletişimin geleceği ile ilgili büyük bir öngörüyü barındıran “araç mesajdır” ve “global köy” kavramları 21. Yüzyılın medya - iletişim düzenini de çok isabetli bir şekilde açıklamaktadır.

 

Peki ne demek “araç mesajdır?” McLuhan şöyle açıklamaktadır: “Bir medya (araç) bizim algımızı şekillendirir ve yeniden şekillendirir. Araç mesajdır diyerek bunu kastetmeye çalışırım”. (Medya Mesajı, Medya Masajıdır - Marshall Mcluhan - Quentin Fiore - Mediacat Yayıncılık, Medya Dizisi) Biraz daha açacak olursak; araç, mesaj kadar önemlidir ve de aracın kendisi bizatihi bir mesajdır. Kullandığımız araç, mesajın içeriğini ve nasıl algılanacağını da belirler. Kullandığımız araç, iletişime geçtiğimiz kişiyi ve toplumu etkilediği gibi bizim de algımızı belirler.

 

O halde yeni sorular soralım:

-Bilgiyi hangi araç ile aktaracağız?

-Kullandığımız kanal (araç) iletmek istediğimiz bilgi ve mesaja uygun mu?

-Biz kullandığımız aracı tanıyor muyuz ve bu bizim için doğru bir araç mı?

 

Bu sorulara doğru yanıt vermeden gireceğimiz iletişim süreci bir hedefe varmadan etkisiz kalacaktır. Bu nedenle ve kısacası içerik kadar ve belki daha fazla biçime de eğilmek gerek.

Yatağına uzanıp kitap okuyan, kahvesini, çayını yudumlayıp gazete sayfalarını çeviren, koltuğuna yayılıp televizyon seyreden bir kitle yok karşımızda.

Ya?

Elindeki cihaz ile (araçla) tüm bunları bir arada yapan bir “iletişim insanı” ndan  bahsediyoruz artık.

 

Doğru İçerik, Etkili İletişim

Siyasetçi, sanatçı, iş adamı, medya yöneticisi gibi fikir, ürün ve hizmetlerini gençlere sunmak, onları etkilemek isteyen “toplum önderleri” nin özellikle dikkat etmesi gereken birinci kural yeni medya iletişiminin “demokratik” özelliğidir. Çünkü mesaj aktarımı, alımı, geri bildirimi hızlı ve tamamen interaktif bir süreçtir.

 

Klasik medyada okur, seyirci, dinleyici sizi takip ederken, sosyal medyada sizin hedef kitlenizi (gençleri)  takip etmeniz gerekmektedir. Bunun için de iyi bir “dinleyici” olmalısınız. Gençlerin, yani hedef kitlenin istediklerini gözlemleyerek onların dilini, böylece medya ortamındaki  trendleri yakalayabilirsiniz. Onlar sizin için ne düşünüyor, sizden neler bekliyor, gerçek ihtiyaçları neler diye kafanızı mümkün olduğunca netleştirmeniz gerekmektedir.

 

Dinlemenin tamamlayıcı unsuru olarak “ulaşılabilir” olmayı mutlaka sağlamalısınız. Gelen etkileşimleri, bildirimleri şikayet ve önerileri dikkate almak, kişilerle birebir ilişki kurup onları dinlemek sürecin doğru yürütülmesini ve memnuniyet oranını etkileyecektir.

 

Hızlı ve yoğun bilgi akışına maruz kalan, aynı anda hem müzik dinleyip, hem mesajlaşan, hem sosyal ağlardan gelen bildirimleri takip eden gençlerin dikkati, doğal olarak sürekli dağınıktır. Bu dikkat dağınıklığını göz önüne alarak aktaracağınız mesajın “odak noktası”nın çok iyi belirlenmesi gerekiyor. Dağınık mesajlar zaten odaklanma sorunu yaşayan gençlerin ilgisini daha da azaltacaktır. Doğru odaklanmayı kolaylaştıracak önemli bir etken olarak bir “anahtar kelime” nizin olması işinizi kolaylaştıracaktır. Ayrıca anahtar kelime sizi “doğru slogan”a  götürecektir. Etkili bir tasarım, paylaştığımız mecranın özelliğine uygun “kısa”lıkta merak ettiren, kaliteli ve yaratıcı içerik oluşturmak da son derece önemlidir.

 

Sosyal Medya Her Şey Midir?

Sosyal medyanın gençlerin algılarını, tüketim alışkanlıklarını, yaşam biçimlerini, toplumsal hayata bakışlarını, sosyal ve siyasal gündeme ilişkin fikirlerini belirlediği bir gerçektir. Ancak bu gerçek var diye sosyal medyayı ve gençlerin bu medya ile kurduğu ilişki biçimini tamamen olumluladığımız sonucu çıkmamalıdır. Karşımızda reddedemeyeceğimiz bir aracın (yeni medya) olduğu ve bu aracın özelliklerinin iletişim sürecinin tüm aşamalarını belirlediği (yine araç mesaj diyelim) reddedilemez. Fakat tüm araçlarda olduğu gibi bu aracı da nasıl, niçin, ne amaçla kullanacağımız önem kazanmaktadır. Ayrıca bu aracın olumlu etkilerinin yanında kullanıcıları üzerindeki olumsuz etkilerini de iyi analiz edersek hedeflediğimiz iletişimi daha başarılı gerçekleştirmiş oluruz.

 

Bir Yeni Medya Aracı Olarak Televizyon

Televizyon; çok pahalı olmaması, birçok kanalının bulunması, yirmi dört saat kesintisiz yayın yapılması, her yaştan insana hitap etmesi, rahat bir pozisyonda izlenebilmesi, durumları görüntülerle aktarması, gerçekçiliği arttırması sebebiyle kitle iletişim araçları arasında en etkililerinden ve en çok kullanılanıdır. Günümüzde televizyonu akıllı telefonlardan, bilgisayarlardan, dijital platformlardan ve binlerce seçenek arasından seçerek izleme olanağına sahibiz. İzlediğimiz bir TV içeriği ile ilgili anında sosyal medya üzerinden etkileşimde bulunmak da bu aracı yeni medya araçları ile kolayca entegre durumuna getirebilmektedir.

Teknolojinin gelişmesi ile televizyon bir araç olarak ne kadar çeşitlenip gelişirse gelişsin aslında gençler ve çocuklar üzerinde yarattığı etki temelde aynıdır: “Televizyon yayınları belli fikirlerin “yaygın görüş” hâline gelmesini sağladığı için sosyal kimliğin şekillenmesinde önemli bir rol oynar. Televizyonlar, bazı fikirlerin toplum tarafından kabulünü sağlamakta, belli konularda aynı şekilde düşünenlerin sayısını yükseltmektedir. Teknoloji ile popüler kültür arasındaki münasebet, popüler kültürün bir bakıma “meta kültür” olduğunu ortaya koyar. Çocuğun izlediği programlardaki kişilerin veya daha yoğun olarak filmlerdeki karakterlerin yerine kendini koyması nedeniyle özgün kimliği etkilenmektedir. Çoğu kez hayran olduğu kahraman ya da karakter, büyüyünce olmak istediği kişidir. Böylece çocuk kendi kişisel bilinci, çalışması ya da yetenekleri ile değil, tamamen farklı etkilenmelerle büyüyünce “O” (o her neyse) olmak istemektedir. Bu bazen bir yarışma programı sunucusu, bazen filmdeki kötü adamları döven erkek karakter, bazen de güzelliği sayesinde zengin ve yakışıklı bir erkekle evlenen bir kadın karakter olabilmektedir. Bunlar aynı zamanda çocuğun, gencin  okuma, yorumlama ve yargılama yetilerinin gelişmemesine de neden olmaktadır. Televizyon, çocuk ve genç için gerçek dünyaya açılan bir pencere, kolayca bulamadıkları bilgileri edindikleri bir kaynak görevi de görür. Düşünmeyen, iradesini aktif kullanmayan, muhakemesi gelişmemiş insanlar için televizyon belirleyici konumuna geçmekte ve kendine bağımlı yapmaktadır. (Öğrencilerin Televizyon İzleme Alışkanlıkları - Milli Eğitim Bakanlığı Kaynak kitaplar Dizisi)

 

Yeni Medya Çağında Gençlerin Bilgi ile Kurduğu İlişki

Sosyal medya çağı gençlerinin davranışlarında üzerinde en çok durulması gereken durumlardan biri de gençlerin bilgi ile kurdukları ilişkidir. Hızlı, yoğun, dinamik şekilde bilgilenen ve o bilgi ile anında etkileşim kuran genler, her konuda bilgi sahibi olmanın avantajını yaşarlar. Fakat bu beraberinde hiçbir konuda ayrıntılı, düzenli, kaynağı güvenli bilgi sahibi olmamayı da getirmektedir. Şöyle örnekleyebiliriz; İnternet öncesi kuşaklardan bir kişi eğer şiire ve de Nazım Hikmet şiirlerine ilgi duyuyorsa göstereceği ortalama davranış şudur: Nazım Hikmet’in şiir kitaplarını okumak. Nazım Hikmet ile ilgili yazılan kitapları almak. Şiir, edebiyat  dergilerini takip etmek, ansiklopedilerden bilgi almak. Şiir ve Nazım Hikmet hakkında bilgili, ilgili kişilerle sohbet etmek. Yani, bir kitabın bütünlüğü içinde ve muhtemelen sessiz ve sakin şekilde, uzun zamana yayarak Nazım Hikmet şiirlerini okuyup, kaynağı, mecrası belli bilgilere ulaşabilmektedir. Kısacası bilgi ile sistemli bir ilişki kurmaktadır. (Dikey okuma)

Sosyal medya çağının genç kişinin ortalama davranışı ise şöyledir: Profiline Nazım Hikmet görseli koymak. Nazım Hikmet şiirlerinden bir kaç dize paylaşmak. Ki sosyal medyada uzun paylaşımlar pek ilgi görmediği için bırakın bir kitabın bütünlüğü içinde şiiri algılamak, şiirin sadece birkaç dizesi ile sınırlı kalmak zorunda. Nazım Hikmet şiirlerinden oluşturulan caps ve videolara bakmak. Bir çok kez yaşandığı gibi Nazım Hikmet‘e ait olmayan bir şiir veya dize de ona aitmiş gibi sosyal medyada dolaşıma sokulmaktadır. Yani, şiir ve Nazım Hikmet‘e ilgisi, kaynağı güvenli olmayan anlık paylaşımlar, sistemsiz ve içselleştirilmemiş bilgi ile sınırlı kalmaktadır. (Yatay Okuma)

 

SONUÇ OLARAK;

Televizyonun olmadığı, gaz lambasının kısık ışığında sohbet eden kuşaklarla, cep telefonu ve internetsiz bir dünyayı yaşamamış kuşakların birlikte yaşadığı bir çağdayız. Kuşakların bu farklılığı, medya araçlarına da yansımaktadır. Bir yanda, haberi  kağıda basarak bir gün sonra okuyucuya ulaştıran klasik medya, öte yandan aynı haberi anında -üstelik fotoğraflar, videolar hatta olay yerinden canlı yayın bile yaparak- dünyanın her tarafına ulaştıran yeni medya. Bu açıdan durum biraz karışık.  Ama eğer meselemiz “gençlik” ise başta da aktardığımız verilerin de doğruladığı gibi yeni medyanın kesin hakimiyetini kabul etmek zorundayız.

 

Demek ki karşımızda yeni bir medya, bu yeni medyanın biçimlendirdiği yeni bin insan (genç) ve bu insanın da yeniden biçimlendirdiği bir dinamik bir araç var. Doğru iletişim için işe “aracı tanımak”  ve “genleri anlamak” ile başlamalıyız.

 

Yazının onunda başa dönerek bir kez daha sözü Mc Luhan’a verelim:  “Araç, insanın uzantısıdır. Verilmek istenen mesaj araç ile şekillenir. Örneğin bir hikayenin sözle anlatılması, sahnede oynanması, bir radyodan aktarılması veya televizyonda sergilenmesi o hikayenin ilettiği mesajı alan kişi tarafından farklı anlamlar kazanır”

 

 

KAYNAKÇA

1- http://wearesocial.com/

2- TÜİK-Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, 2016

3- Öğrencilerin Televizyon İzleme Alışkanlıkları- Milli Eğitim Bakanlığı Kaynak kitaplar Dizisi

4- Gazi Üniversitesi İletişim kuram ve Araştırma Dergisi- sayı 43- 2016

5- Hacettepe Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi Öğrencilerinin Okuma Alışkanlıkları Üzerine Bir Araştırma Bülent Yılmaz, Eda Köse ve Şelale Korkut -hacettepe.edu.tr

Bu yazı toplam 8882 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.