Nişasta bazlı şeker kısırlık yapıyor

Nişasta bazlı şeker kısırlık yapıyor

Şeker-İş’in ‘Pancar Tarımı ve NBŞ Gerçeği’ raporunda NBŞ’nin, obeziteye bağlı kanser, karaciğerde yağlanma, astım ve birçok hastalığa neden olduğu belirtildi.

A+A-

Hükümetin, 14 şeker fabrikasını satışa çıkarması, nişasta bazlı şeker tartışmalarını da beraberinde getirdi. Şeker-İş Sendikası’nın geçen yıl hazırladığı “Pancar Tarımı, Şeker Sektörü ve Nişasta Bazlı Şekerler (NBŞ) Gerçeği” başlıklı rapor NBŞ’nin insan sağlığını nasıl tehdit ettiğini gözler önüne serdi. Bugüne kadar hükümet yetkisini, NBŞ kotasını artırma yönünde kullanmışken, özelleştirmenin gündeme gelmesiyle geniş kitlelerin tepkisi üzerine yüzde 10 olan NBŞ kotasını yüzde 5’e düşürdü. Ancak fabrikaların özelleştirilmesinin ardından kapanacağı ve pancar üretiminin azalacağı kanısı nedeniyle NBŞ tartışmaları gündemdeki yerini koruyor.

Şeker-İş’in raporunda, bugün pancar şeker sanayini ve şeker pancarı tarımını baltalayan en önemli sorunların başında nişasta bazlı şeker üretiminin geldiği belirtildi. Nişasta bazlı şekerlerin, insan sağlığı açısından obeziteye bağlı kanser, karaciğerde yağlanma, trigliserit seviyesinin yükselmesi, astım ve daha birçok hastalığa neden olması itibarıyla tıp çevrelerince tartışıldığı hatırlatılan raporda, şu bilgilere yer verildi:

300 MİLYON TL’LİK KAYIP

“Ülkemizde şeker, dünya ortalama büyüme hızının ancak yarısı düzeyinde büyürken, mısır şurupları, dünya ortalamasının 4 katı, yüksek yoğunluklu tatlandırıcılar, dünya ortalamasının 10 katının üzerinde büyümektedir. NBŞ kotalarının artırılması millî ekonomimize zarar veriyor. Çünkü; her kota artırımı 10 binlerce pancar üreticisini işsiz bırakacak. Avrupa ülkeleri NBŞ kotaları ortalaması yüzde 1-2 iken ülkemizde yüzde 10 olarak belirlenen NBŞ kotasının her yıl yüzde 50 oranında artırılması pancar şekeri üretimi üzerinde yılda 120 bin tonluk daralmaya neden olmaktadır.”

Pancar şekerinin üretim kapasitesinde meydana gelecek düşüş neticesinde doğrudan istihdam ve nakliye sektörünün yaşadığı daralma ile tarımsal istihdamda yılda yaklaşık 10 binlerce tarım işçisi işsiz kalacağı vurgulanan raporda, bu durumun milli ekonomide yaklaşık 300 milyon TL’lik kayba neden olacağına dikkat çekildi. Raporda şunlar kaydedildi: “Diğer bir anlamda bu durum 210 bin dekar alanda pancar tarımı yapılamaması ve 300 bin ton besi hammaddesi olan küspenin ve kozmetik, ilaç, alkol gibi sektörlerde kullanılan 50 bin ton melasın yok olması demektir. Şeker sektörü mevsim koşulları itibarıyla kaba yem ihtiyacının zirveye çıktığı bir dönemde devreye girerek ülkemiz hayvancılığının önemli bir eksiğini kapatmaktadır. Yüksek şeker potansiyeline sahip Türkiye’de şeker pancarı tarımı ve endüstrisinin korunması, desteklenmesi ve geliştirilmesi gerekliliğinden hareketle NBŞ kotasının AB normlarında tespit edilmesi gerekmektedir.”

DANIŞTAY’IN NBŞ KARARI

Raporda Şeker-İş Sendikası’nın 2005 yılından bu yana NBŞ kotasının artırılmasının iptaline yönelik Danıştay’a açtığı hemen her davanın kazanılmasına rağmen NBŞ kotalarındaki oynak sistemin Türkiye şeker sektörünün altını oyduğu belirtildi.

NBŞ üretiminin, her yıl yaklaşık 500 bin ile 1 milyon ton arasında mısır ithalini de beraberinde getirdiği belirtilen raporda şu ifadelere yer verildi: “Milletimiz GDO’lu mısır tüketmekle karşı karşıya bırakılmaktadır. GDO’lar yüzünden fareler bile üreyemiyor, organları küçülüyor. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey GDO değil, coğrafyasında şeker pancarı gibi son derece rahat yetiştirebileceği tarım ürünleri için doğru bir tarım politikası uygulamasıdır. GDO’lu ürün satılması ticari, tüketilmesi ise insani intihardır.”

DOĞAL OLMAYAN ŞEKER ÖMRÜ KISALTIYOR

Günümüzde satışa sunulan hemen her tatlı yiyecek ve içeceğin içinde tatlandırıcı olarak normal şeker yerine mısır şurubu kullanıldığı ifade edilen raporda şunlar kaydedildi: “Utah Üniversitesi, doğal şeker olan pancar yerine mısırdan elde edilen NBŞ yaşam süresini kısalttığını tespit etti. Aynı araştırmada NBŞ’nin kısırlığı artırdığı da görüldü.

Fruktozlu mısır şurubu kullanılan ülkelerde diyabet sıklığı yüzde 20 daha yüksek. Global Public Health dergisinde yeni yayımlanan bir çalışmaya göre, dünya genelinde yüksek fruktozlu mısır şurubu (YFMŞ) kullanılmasının tip 2 diyabet epidemisinde önemli bir risk faktörü olduğu açıklandı. Buna göre, gıda üretiminde YFMŞ kullanan ülkelerde kullanmayan ülkelere göre yüzde 20 daha yüksek diyabet sıklığı mevcut. Çalışmada ayrıca toplam şeker tüketimi ve obezite düzeyinden bağımsız olarak YFMŞ’nin ‘diyabet sıklığının anlamlı olarak artırdığı’ saptandı.”

TÜRKİYE'DE ŞEKER PANCARININ ÖNEMİ

Türkiye şeker sanayisinin, yıllar boyunca kontrollü bir teknik tarım sisteminin uygulanması sonucu, pancar verimi ve üretim kalitesi açısından Dünya ve AB ile rahatlıkla rekabet edebilecek seviyeye ulaştığı belirtilen raporda şeker pancarının ülkemiz için önemi şöyle anlatıldı: “Ülkemizin içinde bulunduğu coğrafi ve stratejik konumu göz önüne alındığında; doğrudan tarımsal üretimin ve işlenmiş tarımsal ürünlerinin dünya pazarlarına iletilmesi ile ilgili gücümüzün önemi açıkça ortaya çıkmaktadır. Bu nedenledir ki şeker sanayi, Türkiye için hem sektörel hem de sosyo-politik olarak son derece büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde şeker pancarı, tarımın önemli bir parçası olup, 100 bini aşkın pancar üreticisi tarafından tarımı yapılmaktadır. Şeker pancarı, tarım ve endüstri kesiminde geniş istihdam olanağı sağlama özelliğiyle, bu özelliği dikkate alındığında, üreticilerin yanı sıra, şeker sanayisinde çalışanıyla, alt sektör çalışanıyla ve aileleriyle birlikte toplam 10 milyona yakın insanı ilgilendirmekte olduğu ortaya çıkmaktadır.

Şeker pancarı üretimi dünyada bir çok ülke tarafından desteklenmekte iken, ülkemizde kotalarla sınırlandırılmakta, kotalar yıllar itibariyle azaltılırken, şeker pancarı alım fiyatları ise maliyetlerin bile karşılanmasına imkân vermeyecek düzeyde belirlenmektedir. Üreticiler ürünlerinden elde ettikleri hasılat ile hayatlarını zorlukla idame ettirmekte, bankalardan kredi almak suretiyle borçlanmaktadırlar.”

ÜRETİCİ-İŞÇİ-DEVLET

Türk şeker sektörüne pancar üreticisi, şeker işçisi ve kamunun içinde yer aldığı bir yapılanma ile sahip çıkılması gerektiği vurgulanan raporda şöyle denildi: “AB ülkelerindeki politika reformları göz önüne alındığında, Türkiye’de önümüzdeki dönemlerde özelleştirme politikalarının değişmesi ve fabrikaların kapasite kullanımının artırılması kaçınılmaz olacaktır.

Dünyada yönetim modellerinde sektörün tüm paydaşlarına karar alma sürecinde yer verilip uzlaşma içinde karar alınmaktadır. Şirketlerin bünyesinde ilgili sivil toplum kuruluşları, işçi temsilcisi, ticari birlik temsilcilerinin de yer aldığı, denetim kurulları bulunmaktadır. Bütçe, finans, planlama gibi önemli konularda denetim kurulunun onayı gerekmektedir.”

Bu haber toplam 297 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.