Taksim, bizler için 1 Mayıs alanıdır. Bunu hiçbir gücün değiştirmesine müsaade etmeyeceğiz

Taksim, bizler için 1 Mayıs alanıdır. Bunu hiçbir gücün değiştirmesine müsaade etmeyeceğiz

Birleşik Metal- İş Başkanı Adnan Serdaroğlu 1 Mayıs öncesinde Reel Haber'e konuştu.. "1 Mayıs işçi sınıfının "birlik dayanışma ve mücadele" günüdür." diyen Serdaroğlu, 24 haziran seçimleriyle önemli bir yol ayrımına gidildiğini ifade ederek, 1 Mayı

A+A-

-Öncelikle en sıcak gündemle başlayalım. Kamuoyunun büyük bir kesimi tarafından “Baskın” olarak nitelendirilen bir seçime, hem de OHAL koşullarında gidiyoruz. Emek cephesi açısından 24 Haziran nasıl görünüyor?

Bu olağanüstü durum da ülkemizi bir hukuk devleti olmaktan çıkarıp bir kararname cumhuriyetine dönüştürmektedir.

OHAL ile demokrasinin bu kadar uzun süreyle bir arada ve iç içe olması kabul edilebilir bir şey değildir. OHAL demokrasilerde ancak zorunlu hallerde  ve çok kısa süreyle başvurulabilecek bir durumdur. Ne yazık ki ülkemizde OHAL neredeyse demokrasinin yerine ikame edilmiş durumdadır. Bu olağanüstü durum da ülkemizi bir hukuk devleti olmaktan çıkarıp bir kararname cumhuriyetine dönüştürmektedir. Özellikle Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan'ın birçok kez OHAL'i işçilerin grevlerine karşı kullandıklarını açıkça ifade etmesi emekçiler açısından sorunun hangi boyutlara vardığını çok net olarak ortaya koymaktadır.Bu şartlar altında 24 Haziran seçimleri çok daha fazla önem kazanmaktadır.

Seçimler sonuçlandıktan sonra şu anda kısmen ertelenen ve bir çoğu işçilerin aleyhine olan yasa tasarısının hızla çıkartılarak ülkemizin emekçiler açısından tam bir cehenneme dönüşmesine yol açacaktır. Bugüne kadar kamuoyu baskısı nedeniyle sürekli ertelenen kıdem tazminatlarının fona devredilmesi ile ilgili yasa  devreye sokulacaktır. Zorunlu bireysel emeklilik, zorunlu istihdam büroları ve taşeron çalıştırmanın önündeki yasal engelleri kaldıracak yeni bir yasa da acilen devreye sokulacaktır. Diğer yandan ekonomideki krizin faturasının emekçilere çıkarılması da gündemdedir. Bu saydıklarımız sadece doğrudan emekçilerin çalışma hayatlarını ve günlük koşullarını etkileyecek düzenlemelerdir. Ancak emekçilerin çalışma hayatı dışında varlıkların sürdürecekleri bu ülkede, onları etkileyecek bir çok faktör de söz konusudur;  Demokratik hak ve özgürlükler, can ve mal güvenliği, hukukun üstünlüğü, seçme ve seçilme özgürlüğü, insan hakları, gelir dağılımında adalet, işsizliğin geriletilmesi ve  tabii düşüncelerini serbestçe ifade edebilme hakkı ile ayrılmaz bir bütün olan basın özgürlüğü ... 24 Haziran bütün bunların gelecekte bu ülkede nasıl ve nice olacağının belirleneceği bir seçim olacaktır.

 

-Emeğin gündemi bir taraftan 24 Haziran’a kilitlenmişken, diğer yandan 1 Mayıs İşçi Bayramı da yaklaşıyor. 2018 yılında ve koşullarında 1 Mayıs’ın önemini nasıl görüyorsunuz?

 1 Mayıs özellikle Taksim söz konusu olduğunda baskıcı yönetimler için çok önemli bir tehdit olarak algılanıyor

1 Mayıs işçi sınıfının "birlik dayanışma ve mücadele" günüdür. Bugünün adına yakışır bir ciddiyetle ve kitlesellikte kutlanması gerekir. Ancak çok iyi bilindiği gibi 1 Mayıs özellikle Taksim söz konusu olduğunda baskıcı yönetimler için çok önemli bir tehdit olarak algılanıyor.  1979 yılında sıkıyönetim ilan edildiğinde  ilk yapılan şey Taksim'de 1 Mayıs' yasaklamak oldu. 12 Eylül Askeri Darbesi geldi,Taksim 1 Mayıs'ı yıllarca yasakladı.  Hatta onlar 1 Mayıs'ı bile yasakladılar.  Son dönemde de Recep Tayyip Erdoğan Taksim 1 Mayıs'ı emekçilere yasaklıyor. Şimdi Türkiye Cumhuriyeti 24 Haziran seçimleriyle önemli bir yol ayrımına doğru giderken bu yasakçı anlayışa teslim olmamak adına Taksim 1 Mayıs için çok önemlidir. Taksim 1 Mayıs kutlamalarını  bu nedenle bu sene her zamankinden daha fazla istiyoruz.

-Siz aynı zamanda Kemal Türkler’in adını, anısını ve mücadelesini yaşatmayı amaçlayan Kemal Türkler Eğitim ve Kültür Vakfı’nın da Yönetim Kurulu’ndasınız. Vakfın faaliyetlerinden bahseder misiniz? 

Kemal Türkler işçi sınıfı mücadelesinin ve sendikal hareketin en önemli liderlerinden biridir. Bana göre tartışılmaz bir liderdir. Kavel grevini, 15-16 Haziran direnişlerini, kitlesel 1 Mayısları gerçekleşmesini sağlayan, örgütleyen Maden-İş Sendikasının ve DİSK'in başkanıdır. Halen Birleşik Metal-İş Sendikasının onursal başkanıdır. Böyle bir lideri yaşatmak, izlerini sürmek ve verdiği mücadeleleri geleceğe taşımak de sınıf mücadelesine inanan herkesin boynunu borcu olmalıdır. KETEV  işte bu amaçla kurulmuş bir Vakıftır. Kemal Türkler'in anısın yaşatmak, demokratik sınıf ve kitle sendikacılığı anlayışını sürdürmek, daha ilerilere taşımak amacını gütmektedir. Bunun dışında işçi çocuklarına burs vermek, sınıf mücadelesine katkı sunacak kitaplar basma veya kitapların basımına katkı sunmak, sergi vb. etkinliklerle O'nun anısını yaşatmak ve tanıtmak üzere bir çok faaliyet doğrudan katkı sunmaya gayret ediyoruz.

 

-Metal iş kolu hak mücadelesinin en yoğun yaşandığı iş kollarından biri. Bu senenin başında da fabrikalardan çıkan ve tüm Türkiye’ye mâl olan bir mücadele verildi. Bu süreci anlatır mısınız?

Bu sözleşmenin en önemli yanı 2 Şubat 2018 tarihinde çıkacağımızı açıkladığımız grevin Bakanlar Kurulu tarafından bir hafta öncesinde 26 Ocak 2108 tarihinde yasaklanması tam bir skandaldı ama bu hükümetten beklemediğimiz bir tutum da değildi. Hazırlıklıydık; derhal yetkili  kurullarımızda görüştük ve bu uluslararası sözleşmelere ve Anayasamızın 90. maddesine aykırı olan bu uygulamaya tanımayacağımızı kamuoyuna açıkladık. İşte bu tutumumuzla tarihi olarak nitelenebilecek sözleşmenin de gerçekleşmesini sağlamış olduk.Teklif ettiğimiz rakamların önemli ölçüde karşılık görmesi ve MESS’in esas olarak taslağımızdaki genel yaklaşımımızı kabul etmesiyle grev tarihine iki gün kala 30 Ocak 2018 tarihinde imzalar atıldı.Böylece 2010 yılında MESS’e karşı koskoca metal işkolunda tek başına grev bayrağını çekip, işçilerin üzerine bir karabasan gibi çökmüş çaresizliği bitirmek için fitili ateşleyen Birleşik Metal-İş sendikamız, önce 2014-17 MESS sözleşmesi, ardından yaşanan çok başarılı EMİS sürecinden sonra, 2017-19 MESS döneminde büyük bir zafere daha imza atmıştır. Aslında 2010 yılına kadar işkolumuzda TİS sürecini eylem ve etkinlikleriyle yönlendiren bir sendika olarak misyonunu başarıyla sürdüren Birleşik Metal-İş Sendikamız, 2010-12 döneminden itibaren yılların getirdiği birikimleri bir sıçramaya dönüştürerek sürece doğrudan müdahale etmek için startı vermiştir.Gerçekten de MESS’le yapılan grup sözleşmeleri bu tarihten sonra eskisinden farklı olarak sürdürülmeye başlandı.

“Artık hiçbir şey eskisi olmayacak” sloganıyla çıktığımız bu yolda karşılaştığımız bütün güçlüklere rağmen çok önemli bir aşama kaydettiğimiz, yapılan son sözleşmeyle de artık herkes tarafından anlaşılmıştır. Alınan grev kararları birer birer uygulanmaya başlanmış, hükümetin yasaklarına rağmen sınırlar zorlanarak yasaklar delik deşik hale getirilmiştir. Kısacası işkolumuzda taşlar yerinden oynamış, pandoranın kutusu açılmıştır.İşte bugün elde edilen kazanımlar, 2010 yılından bugüne verdiğimiz mücadelenin ve biriktirdiğimiz gücün yarattığı sıçrama ile gerçekleşmiştir.Metal işkolunda sendikamızın gerçekleştirdiği bu sıçrama ve mücadele anlayışı beraberinde metal fırtınaları yarattı, her bir süreç bir diğerini tetikleyerek bu dönemki kazanımın zeminini oluşturdu. Gerçekten de taslağımızda önerdiğimiz tekliflerle, gerçekleşen sözleşme metnini kıyasladığımızda her şey apaçık ortaya çıkmaktadır. Kısacası, imkanın sınırlarını anlamak için imkansızı denedik ve başardık.

metal iş ile ilgili görsel sonucu

- Tekrar 1 Mayıs ve Kemal Türkler'e dönersek; Türkler'in "Taksim artık 1 Mayıs alanıdır" şeklinde zihinlerde olan bir sözü var. Buna karşılık Taksim yıllardır emeğe ve emekçiye kapalı. Bu konuda neler söylemek istersiniz? 

Herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekir ki Taksim bizler için 1 Mayıs alanıdır.

İşçi sınıfının birlik dayanışma ve mücadele gün olan 1 Mayıs’ta çalışanlar olarak; yaşadığımız tüm haksızlıklara, baskılara, işsizliğe, yoksulluğa, haklarımızın gasp edilmesine, kıdem tazminatlarımıza göz dikilmesine, modern kölelik olan kiralık işçiliğe, taşeronlaştırmaya, sendikasızlaştırmaya, grev yasaklarına karşı haykırmak istiyoruz. İnsanca yaşamak, geleceğimizi güvence altına almak, çocuklarımıza yaşanacak güzel bir ülke bırakmak istiyoruz. Bizler Kemal Türkler ve yiğit arkadaşlarının bizlere bıraktığı bu şerefli mirasın gerçek sahipleri olarak 1 Mayıs’ın tarihine ve anlamına yakışır biçimde İstanbul’da ancak Taksim’de yapılması gerektiğine inanıyoruz. Herkesin şunu çok iyi bilmesi gerekir ki Taksim bizler için 1 Mayıs alanıdır. Bunu hiçbir gücün değiştirmesine müsaade etmeyeceğiz. Taksim işçi sınıfının bugün dahi bir mücevher gibi elinde kalan birçok hakkın elde edilmesine tanıklık etmiş, bu uğurda şehitler verdiğimiz bir meydandır ve buna hiçbir gücün engel olmasına göz yummayacağız.

 

 

Bu haber toplam 1321 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.