Tarifsiz Duyguların Tercümanı: Sabahattin Ali

Tarifsiz Duyguların Tercümanı: Sabahattin Ali

Hayatının son anına kadar adaletsizliğe tepki göstererek onurlu mücadelesini sürdüren yazar…

A+A-

Gündelik hayatınızda anlamlandıramadığınız, “Neyin var?” diye sorulduğunda tarif edemediğiniz sizi boğan duygularınızın bir kitapta kelimelerle vücut bulmuş halini gördüğünüzde ruhsal bir aydınlanma, bir iç keşif ve huzur yaşarsınız. “İşte tam da buydu söylemek istediğim” der, derdinizi sizi iyi tarif ettiğini düşündüğünüz o cümleyi keşfetmenin huzuruna bırakırsınız.

Yaşadığı toplumun tipolojisini iyi çözümlemiş, insanı “iyi, kötü” ayrımından sıyırıp daha derin bir bakış açısıyla kalemine yansıtan, edebiyatla “derdi olan” yazar Sabahattin Ali’nin eserlerinde ne bulduğumuz sorusunun cevabı da bu iç keşif ile ilgili olsa gerek.

Sabahattin Ali, bireyin “iç hesaplaşmasını” ve “huzur arayışını” merkezine alan çok sayıda eserin yaratıcısı olmuştur. İşte, okulda, belki de evde tanıdığınıza inandığınız ya da ön yargılarınızdan ördüğünüz ağlarla sarmaladığınız kişilerin, bambaşka yüzleri olduğunu o naif güçlü aktarım gücü ile okuyucusuna hatırlatır, insana görünenin ardındaki kimlikleri sunar. 

kürk mantolu madonna ile ilgili görsel sonucu

“Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş karışık bir ruha aittir. Niçin bunu anlamaktan kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz” 1

Sabahattin Ali’nin Kadınları

11 farklı dile çevrilerek, Anadolu’dan evrensele ulaşmış, 73 yıl sonra bile son yılların en çok okunan kitabı olmayı başaran Sabahattin Ali’nin ölümsüz eseri Kürk Mantolu Madonna...

Peki nasıl oluyor da yarım asırdan fazla bir zaman önce yazılmış bu roman, bugünün genç kuşağının elinden düşmeyen, sosyal medyanın neredeyse en çok paylaşılan kitap alıntılarının başında geliyor. Bu sorunun cevabı edebiyat dünyasında hak ettiği yeri yeterince bulamayan ‘Kadın’a hak ettiği yeri veren başkarakter Maria Puder’de.

Kadın; erkek gibi insani bir varlık olduğu halde, tarih boyunca pek çok edebiyat eserinde farklı algılanmış ve çoğu zaman erkek egemen söylemin hükümdarlığında bir anne bir eş olmaktan öteye gidememiştir. Çoğunlukla yaşadığı dönemin ekonomik sorunlarını, ‘ezilen köylü’, ‘işçi sınıfı’ kavramlarını toplum için sanat anlayışıyla kaleme almasıyla tanıdığımız Sabahattin Ali’nin eserlerinde ise “Kadın” baş tacı konulardan olmuştur.

Döneminin hayli ilerisindeki kendi özgün varlığına sahip güçlü kadın karakterleri Sabahattin Ali edebiyatının en önemli zenginliğidir.

Toplumu, insanları, en çok da kadınları çok iyi gözlemlemiş, kadınları taşralı-kentli, eğitimli-eğitimsiz olarak sınıflandırarak karakter analizi yapmıştır. Eseri için seçtiği kadın tipi ‘Anadolulu’ ise ‘eğitimsizliği ve ezilmişliği’ açısından; ‘kentli’ ise ‘eğitimli, seçimlerini ve bunların sonuçlarını göğüsleyebilen kadınlar’ olarak resmetmiştir. Aslında çizilen ‘kentli ve eğitimli’ kadının modeliyle amaçlanan ‘eğitimin kadını özgürleştirici etkisine’ dikkat çekmek istemesidir.

 

Görüntünün olası içeriği: bir veya daha fazla kişi, ayakta duran insanlar, gökyüzü, okyanus, açık hava ve su

Sabahattin Ali’nin, 17 Ekim 1932’de kadınlar üzerine düzenlenen bir konferansta kadının toplumdaki yeri ve önemine değindiği konuşması;

“Büyük şehirlerimizde olsun, küçük şehirlerimizde olsun; münevver kadınlarımız olsun, okuması yazması olmayan kadınlarımız olsun, çok, insanı yeisse düşürecek kadar çok ihmal edilmiştir. Bunda kadınlarımızın hiçbir kabahati yoktur. Hatta bunlar haricinde kalan ve çok müteşekkir olunur ki miktarı pek de az olmayan bir hakiki münevver kadın sınıfımız vardır ki bu sınıf, teşekkülünü yalnız kendisine borçludur. Bu sınıf memleketteki bütün manialara, bütün alakasızlığa rağmen kendisini erkeklerden daha aşağı olmayan bir dereceye yükseltmiştir, fakat bu kafi değildir. Bu hiçtir, memleketin bütün kadınlarına medeni hayatta layık olduğu rolün verilmesi zamanı gelmiştir. Artık okuyan kızlarımızın boş fakat bilgiç ve manasız bozuk bir kukla olmaktan, alelumum kızlarımızın satılık bir mal, bir vitrin eşyası haline gelmekten kurtulması lazımdır. Artık köylü kadınlarımızı kara öküzün bir yardımcısı, bir yarım hayvan olmaktan kurtarmalıyız, bunun için de harici tedbirlerden ziyade içten gelen arzular lazımdır.” 2

Bu bakış açısı, erkek-kadın ilişkisinin boyutunu değiştirmiş, her koşulda eşinin yanında zorluklara göğüs geren, çocukları için her şeyi kabul eden kadın profilinden ziyade; kendisini tanımaya çalışan, kendisini düşünen ve arka planda kalmayı reddeden bir kadın profilinin toplumda rol model olmasını sağlamıştır.

“Kadınlarımız bunu bütün kuvvetleriyle istemeli, bunun için bütün kuvvetleriyle uğraşmalılar. Hiç kimse hiç kimseyi yükseltemez, herkes kendi kendisini yükseltmek mecburiyetindedir. Madem ki erkeğin kadından fazla bir şeysi yoktur, madem ki kadının zaaflarını erkek, erkeğin zaaflarını kadın ikmal etmekte ve bu iki cins hayat yolunu yürüyebilmek için birbirine muhtaç bulunmaktadır, şu halde birinin diğerini yoldan alıkoymaması için aynı kuvvetlere malik bulunmaları icap eder ve her şeyden evvel izalesi icap eden zihniyet şudur: Kadın bir erkeğe varmaz, kadın bir erkeğe verilmez ve bir erkek bir kızı almaz, (almak-vermek) bu tabirler kadını kıymetten düşüren, ona en hakir mahiyeti veren şeylerdir ve her şeyden evvel bu zihniyeti kadınlarımız kafalarından çıkarmalıdır; bilmelidirler ki iki cins birbiriyle hayatlarını birleştirirken yuvaya getirdikleri aynı kıymette şeylerdir ve koca mal sahibi değil, ortak, hayat ortağı demektir. Bu hukuk müsavatı kadınlarımızın şuurunda yer ettikten sonra onların kuvvetli ve hakiki bir insan olmak için dimağı ve fikri sahada da yükselmek isteyecekleri de tabiidir.” 3

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali

Hepimiz Maria Puderiz

“Dünyada sizden, yani bütün erkeklerden neden bu kadar çok nefret ediyorum biliyor musunuz? Sırf böyle en tabii haklarıymış gibi insandan birçok şey istedikleri için. Beni yanlış anlamayın, bu taleplerin muhakkak söz haline gelmesi şart değil… Erkeklerin öyle bakışları, öyle bir gülüşleri, ellerini kaldırışları, hulasa (özetle) kadınlara öyle bir muamele edişleri var ki… Kendilerine ne kadar fazla, ne kadar aptalca güvendiklerini fark etmemek için kör olmak lazım!” 4

Bu sözler, Sabahattin Ali’nin “Kürk Mantolu Madonna” romanında yer alan, bugün dahi tüm okuyucuları derinlemesine etkileyen, kadınların erkekler karşısında edilgen bırakılışını reddeden, özgürlüğüne tutkuyla bağlı unutulmaz güçlü kadın karakteri Maria Puder’e ait. Puder, edebiyatımızda daha önce pek benzerini görmediğimiz kadar güçlü ve özgür bir kadın karakterdir. Kendi sözleriyle ifade edersek, kendi kişiliğinden ödün vermez, “kimseye minnettar olmak, kimsenin dostluğunu, lütfunu” istemez, “garip bir kadın”dır.

Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali’nin kısa ömründe yazmaya fırsat bulduğu son romanı olarak okuyanları etkisinde bırakan bir eserdir. Kürk Mantolu Madonna’yı eşsiz kılan şüphesiz ki görünenin arkasındakini inceleyen bakış açısı ile yarattığı silik, gizemli, başkarakter Raif efendi ve toplumun bütün normlarına karşı çıkarak farklı bir duruş sergileyen Maria Puder’dir.

“Beni yüzde yüz doyurmayan, bana tam manasıyla lüzumlu görünmeyen şeyleri yapmak, beni kendi gözümde küçültüyor… Bilhassa tahammül edemediğim bir şey, kadının erkek karşısında her zaman pasif kalmaya mecbur oluşu… Niçin daima biz kaçacağız ve siz kovalayacaksınız? Niçin daima biz teslim olacağız ve siz teslim alacaksınız?... Çocukluğumdan beri buna hep isyan ettim… Niçin böyleyim?” 5

sabahattin ali ve arkadaşları ile ilgili görsel sonucu

 

Daha iyiye, daha güzele...

“İnsanlarda daha iyiye daha güzele yükseltmek arzusu uyandırmalı” dediği edebiyatı toplumu olumlu yönde değiştirmek amacıyla kullanılacak temel araçlardan biri olarak gören Sabahattin Ali kısa ömrünün ardında şiir, öykü, roman, tiyatro gibi pek çok yazınsal türde günümüzde canlılığını hala koruyan eserler bırakmıştır. Türk edebiyatı için başyapıt niteliği taşıyan eserleri; “Kuyucaklı Yusuf”, “İçimizdeki Şeytan”, “Kürk Mantolu Madonna, “Sırça köşk”, “Değirmen”.

Her fırsatta şiirlerini sevmediğini dile getiren yazarın şarkı olup dillerde dolaşan şiirleri: Leylim Ley (Zülfü Livaneli), Çocuklar Gibi (Sezen Aksu), Dağlar Dağlar (Sezen Aksu), Dağların Türküsü (Fuat Saka), Ben Sana Vurgunum (Nüket Duru), Göklerde Kartal Gibiydim (Edip Akbayram), Geçmiyor Günler (Ahmet Kaya), Aldırma Gönül (Edip Akbayram), Yanıyor Beynimin Kanı (Banu Kırbağ), Kara yazı (Ahmet Kaya), Ağlayı (Kerem Güney).

Daha iyiye, daha güzele doğru, özgürce, insanca yaşamak için bütün zorluklara rağmen hayatının son anına kadar adaletsizliğe tepki göstererek onurlu mücadelesini sürdüren değerli yazarımızı saygıyla, hasretle, aşkla anıyoruz.

 

 

Dipnot

1- Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna. Baskı Yılı: 2016

2- Sabahattin Ali, Çakıcının ilk Kurşunu. Baskı yılı: 2016

3- Sabahattin Ali, Çakıcının ilk Kurşunu. Baskı yılı: 2016

4- Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna. Baskı Yılı: 2016

5- Sabahattin Ali, Kürk Mantolu Madonna. Baskı Yılı: 2016

 

 

Kaynakça;

Necip Tosun, “Sabahattin Ali Eserlerinde Aşk ve Kadın Algısı” Eşik Cini 8  (2007): s. 91-95.

TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Kültür Anma Armağan eserler, Sabahattin Ali Baskı Yılı: 2013 Birinci Baskı

Bu haber toplam 1178 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.