Türkiye arazilerinin yüzde 80’ine yakın bir kısmı orta ve yüksek çölleşme riski altında

Türkiye arazilerinin yüzde 80’ine yakın bir kısmı orta ve yüksek çölleşme riski altında

Erozyon ve buna bağlı çölleşme Türkiye’yi tehdit etmeye devam ediyor.

A+A-

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın talimatıyla Çölleşme ve Erozyonla Mücadele (ÇEM) Genel Müdürlüğü  ve TÜBİTAK-BİLGEM tarafından yürütülen proje, Türkiye’nin çölleşme riski haritasını ortaya koydu.

Rapora göre Türkiye arazilerinin yüzde 80’ine yakın bir kısmı orta ve yüksek çölleşme riski altında bulunuyor.

2013 tarihinde imzalanan “Havza İzleme ve Değerlendirme Sisteminin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında gerçekleştirilen “Türkiye çölleşme modelinin (TÇM) Oluşturulması” çalışmasının teknik özeti yayımlandı.

Özer Akdemir’in Evrensel’de çıkan haberine göre, çölleşmenin, “fiziksel, biyolojik, politik, sosyal, kültürel ve ekonomik etmenlerin karmaşık etkileşimleri sonucunda ortaya çıkan bir süreç” olarak tanımlandığı teknik özette TÇM oluşturmak için iklim, su, toprak, arazi örtüsü ve arazi kullanımı, topoğrafya ve jeomorfoloji, sosyoekonomi ve yönetimi başlıklarında 7 ayrı kriter göz önüne alındı.

Çölleşme riski olan havzalar

2016-2017 yıllarında gerçekleştirilen arazi çalışmaları kapsamında gözden geçirilerek yeniden düzenlenen Türkiye çölleşme riski haritasında büyük hidrolojik havzalarından, Aras, Batı Karadeniz, Konya Kapalı, Marmara ve Meriç-Ergene havzaları dışındaki tüm akarsu havzası alanlarının en az yüzde 15’ine karşılık gelen bölümünün Orta-yüksek çölleşme risk birleşim grubuna girdiği ortaya kondu.

Arazisinin en az yüzde 15’lik bölümünde Yüksek-düşük düzeyde çölleşme riskinin etkili olduğu öngörülen havzalar şunlar: Akarçay, Burdur, Büyük Menderes, Doğu Akdeniz, Doğu Karadeniz, Fırat-Dicle, Konya Kapalı, Kızılırmak, Küçük Menderes, Sakarya ve Seyhan.

Türkiye’nin yarısı yüksek çölleşme riskinde

İki yıl süren çalışmalar sonucu oluşturulan Türkiye çölleşme risk haritasına göre Türkiye arazisinin yüzde 12.7’si zayıf, yüzde 53.2’ü orta, yüzde 25.5’i ise yüksek çölleşme risk sınıfında yer alıyor.

Türkiye arazisinin yüzde 8.6’sı ise diğer alanlar sınıfında (1750 m ve üzeri ‘buzul ve kalıcı kar’, ‘kayalık’ ve ‘seyrek bitki alanları”) kalmakta.

Üç farklı çölleşme risk sınıfı (zayıf-orta-yüksek) altında 3 farklı düzeyde (düşük-orta-yüksek) gruplandırılan çölleşme riskine göre orta-yüksek risk birleşiminde yer alan arazi oranı yüzde 23.1.

Raporda eğer bu alanlarda hızlı ve etkin önlemler alınmazsa yakın bir gelecekte “Yüksek çölleşme risk sınıfı içerisinde kalması kaçınılmazdır” deniliyor.

Teknik raporda “Günümüzde Türkiye yüz ölçümünün yaklaşık yarısının (yüzde 48.6), yüksek çölleşme riski altında olduğu değerlendirmesi yapılabilir” deniliyor.

Rapor çölleşme ve arazi bozulumuyla mücadelede başarılı adımların (politika, önlem ve uygulamalar) atılması durumunda, yüksek-düşük risk grubunda yer alan yüzde 16.5 oranındaki bir alanın çölleşme riskinin orta risk sınıfına düşürülmesinin de olanaklı olduğu ileri sürülüyor.

Raporda, yalnız iklim etmeninin dikkate alınması durumunda bile, Türkiye arazisinin yaklaşık yüzde 45’inin çölleşme süreçlerinden etkilendiği ifade edildi.

Nihai rapor daha sonra yayımlanacak

Rapora TÜBİTAK uzmanı olarak katkıda bulunan Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, çok su tüketen, suları kirleten, çevreyi tahrip eden madencilik, sanayi vs. faaliyetlerin bu rapordaki gerçeklere uygun şekilde planlanması gerektiği görüşünde.

Türkeş, “Diğer yandan iklim değişikliği ile mücadeleyi aynı başlık altında ele almak, biraz iklim değişikliği konusunu sulandırabilir.” dedi.

Öte yandan içinde bulunduğumuz yıl içinde de Türkiye’nin iki farklı iklim bölgesinde daha doğrulama ve kalibrasyon çalışması yapılacak ve nihai rapor bu çalışmaların ardından yayımlanacak.

 

Bu haber toplam 768 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.