Yılmaz: Hükümetin Esad takıntısı bize maliyet olarak yansıyor

Yılmaz: Hükümetin Esad takıntısı bize maliyet olarak yansıyor

Suriyede savaş nereye doğru gidiyor? Afrin'de neler oluyor? Türkiye ABD ilişkileri ne durumda? CHP Genel Başkan Yadımcısı Öztürk Yılmaz dış politika gündemini Reel Haber'e değerlendirdi.

A+A-

-Suriye’de savaş nereye doğru gidiyor? Türkiye ne yapmak istiyor?

Suriye'de savaş çeşitli evreler geçirdi. Şu anda yedinci yılında. Suriye'nin toprak bütünlüğü bozulmuş bulunuyor. Savaş nedeniyle 11 milyona yakın insan yer değiştirdi, 5 milyon mülteci var. Bir buçuk trilyon dolarlık ekonomik kayıp var. Suriye'de bugün savaş bitse ülkenin inşaası en az 30-40 yıl alacak ve Suriye 30-40 yıl bulunduğu noktadan geriye gitmiş durumda. Suriye'de şu anda Amerika ve Rusya'nın çekişmesi de devam ediyor. Rusya'nın ne yapmak istediği kendi ulusal çıkarları açısından daha berrak . Ama Amerika'da, Trump'ın kafası karışık Suriye konusunda. Bir günde karar değiştirebiliyor. Suriye'den çekileceğiz dendi bir kaç gün önce. Afganistan'da da aynı şey olmuştu. Amerika Afganistan'da bir tarih vermişti ve askerlerini çekeceğini söylemişti. Hala Afganistan'da Amerika'nın askerleri var. Irak'ta hala ABD'nin askerleri var. Suriye'de de ABD'nin askerlerinin bir şekilde devam edeceğini belirtmek istiyorum.

“Suriye'de siyasi çözüm olacak mı?”

Suriye'yi bir arada tutacak, toprak bütünlüğünü sağlayacak, birliğini ve egemenliğini sağlayacak bir çözüm olabilecek mi? Burada da şu anda ki durum uluslararası toplumun enerjik, dinamik  bir çalışması yok. Sonuç getirecek bir faaliyet gözükmüyor. Cenevre Süreci var ama o da Rusya ve ABD arasındaki çekişme nedeniyle tam bir sonuca gitmiyor. Ama Suriye'de savaşan tarafları savaş yordu. IŞİD yüzde 98-99 çekildi. Suriye'de 3 tane savaşan taraf var. Bir tanesi PKK-PYD-YPG, ÖSO ve diğer muhalifler, üçüncüsü de Esad. Bunları savaştıran devletler var. Onlara vekalet veren devletler bazen kendileri savaşıyor bazen bunları savaştırıyorlar. Suriye'de bir çözüm olabilmesi için hem bu savaşan kesimlerin bir şekilde barışa yöneltilmesi hem de bunları savaştıranların kafasında ki Suriye çözümünün netleşmiş olması gerekiyor.

“Sınır güvenliğimiz önemli ölçüde tehdit altında”

İki sonuç var. Ya Suriye kalıcı olarak bu şekilde devam ederek bölünecek ya da Suriye birleşecek. Birleştiği zaman eski Suriye olmayacağı kesin. Muhtemelen bölgelerin olduğu federal bir Suriye olacaktır. Irak'taki yapı bir nevi burada da devam edecek. Stratejik baktığımız zaman ortaya çıkacak Suriye Devleti birleşme olsa bile ne kadar yaşayabilir? Hükümet Suriye konusunu bu noktaya getirirken bunları düşünmedi. Sınır güvenliğimiz önemli ölçüde tehdit altında. Fırat'ın doğusu itibari ile... Fırat Kalkanı operasyonu yapıldı, Zeytindalı hakekatı yapıldı bunlar çok önemli şeyler. Bu alanlardan PKK ve IŞİD uzaklaştırıldı. Ancak çok büyük bir alan daha var. O alanı da ABD himaye ediyor. Bizim mutlaka Şam, Bağdat, Tahran da bölgesel olarak güçlü bir ittifak yapmak akabinde Rusya ve ABD ile bu konuda çalışıp Suriye'de bir çözüme yönelmemiz gerekiyor. 

“Hükümetin Esad takıntısı bize maliyet olarak yansıyor”

Hükümetin Esad takıntısı nedeniyle buna yanaşmadığını görüyoruz. Esad takıntısı bize maliyet olarak yansıyor. İçimizde 3,5-4 milyon Suriyeli var. Suriyelilere harcanan para 30 milyar doları geçmiş durumda. Bu konunun ne olacağı belli değil. Yarın çözüm olsa gidecekler mi o da tartışılır. Gitseler bile ne kadarı gidecek bilinmiyor. Türkiye hiç yoktan Suriye'de ki yanlış politikasıyla başına iş açmış bulunuyor. Özel olarak AB’den  genelde ise dünyadan Türkiye'ye tek övgü mülteciler konusunda geliyor. Ne tuhaf değil mi?  Adeta dalga geçer gibi. "Biz para verelim siz ülkenizde tutun, ne sorun yaşayacaksanız yaşayın ama onları ülkenizde tutun" şeklinde incitici bir tutumla karşı karşıyayız. Burası vatan toprağı.  Norveç  sekiz bin tane Suriyeliyi kabul edemiyor. Biz 4 milyona yakın Suriyeliyi içimize almışız.   10 milyon Suriyeliyi içinize alsanız Avrupalıların daha çok hoşuna gider.  Bizim Suriye'de kapsamlı bir çözüme odaklanmamız gerekiyor. 

    -Afrin harekâtı TSK’nın zaferi ile sonuçlandı. Bunun ne gibi etkileri olacak?  CHP ‘nin gerek Suriye sorununun çözümü gerekse Suriye'nin kuzeyi  üzerinden Türkiye’ye terör tehdidi konusundaki görüşleri nelerdir?

Afrin'in Pkk'dan temizlenmesi önemli bir konudur, CHP olarak biz bunu destekledik. Bundan sonra oradaki yerel yapılanma ile ilgili somut önerilerimiz olmuştu. Kent Meclisi oluşturulmasını ilk biz ben gündeme getirmiştim. Orada yerel bir bürokrasi oluşturulması ve güvenliğinin sağlanması gibi konularda da  yol alınması gerekiyor.  Bu aşamadan sonra bunların güzel bir şekilde icra edilmesi, yerel olarak  Türkiye'ye karşı bir sempati oluşturulmasına katkı sağlayacaktır. Bundan sonrası için operasyon sonrası dönem diyelim. Operasyon sonrası dönemi Türkiye'nin iyi idare etmesi lazım. Türkiye'ye karşı yaratılmak istenen algıyı tersine çevirmek bizim elimizde. Yerel halkı sahiplenerek işleri daha kolay yapabilsin. Bu açıdan Zeytindalı operasyonu sonrası dönemi de planlamak ve organize etmek önem taşıyor.  Sınırlarımızın güvenliği son derece önemlidir.  Suriye politikasının yanlışlığını bizim askerlerimiz canıyla kanıyla düzeltiyor ve bedel ödüyor. Buna da saygı duymak gerekiyor. 

“Türkiye konuşan, tehdit eden ama bir şey yapmayan ülke pozisyonuna sokuldu.”

   -AKP hükümeti bir yandan Suriye’de ABD ile karşı karşıya geliyor diğer yandan ABD ile işbirliğinin yollarını arıyor? Türkiye- ABD ilişkileri nereye doğru gidiyor?

İki ülkenin yönetimleri arasında bir güven sorunu var. Ne ABD'de ki yönetim Recep Tayyip Erdoğan'a güveniyor; ne de Erdoğan ABD'de ki yönetime güveniyor. Darbe sonra ki süreçte bu iyice gün yüzüne çıktı. Şu anda da Suriye'de ki PKK-YPG ile ilişkisi bir soru işareti ve endişe yaratıyor. Haklı bir yaklaşım. Öte yandan hükümetin ABD ile kamuoyunda çatışırken esasen ABD'ye bir şey yapmadığını da bilmemiz gerekiyor. Nasıl ki İsrail'le çok üst bir perdede ağız dalaşına girişildi. Rusya ile ağız dalaşına girildi bir şey yapılmadıysa sadece sözde kaldıysa ve içerdeki daha milliyetçi isimlere mesaj olarak bu kaldıysa hükümetin bu politikası da iç kamuoyu endeksli ve oy devşirmeye dönük gerçekte bir adım atılmayan bir politika olarak kalıyor. Bu da karşı tarafta Türkiye'nin caydırıcılığı açısından soru işaretleri uyandırdı. Türkiye'nin caydırıcılığı itibarı önemli zarar gördü. Türkiye konuşan, tehdit eden ama bir şey yapmayan ülke pozisyonuna sokuldu. Özellikle Amerika, Avrupa ve Rusya ve İsrail'le... Mesela İsrail'e Mavi Marmara olayından sonra terör devleti denildi. Daha sonra Mavi  Marmara gemisinde  9 vatandaşımızı şehit eden İsrail askerleri  bütün yargısal süreçlerden affedildi. Anlaşma da AKP'nin milletvekillerinin oyuyla Meclis'te kabul edildi.   

“Türkiye ile ilişkilerde daha şahin bir ABD göreceğiz”

   -ABD’nin önce Dış İlişkileri Bakanı sonra Ulusal Güvenlik Danışmanı değişti. Her iki makama da daha şahin isimler geldi. Bu değişim Türkiye ile ilişkileri etkiler mi?

Tillerson konuştuğu zaman ne kadar Trump'ın adına konuşuyor veya Tillerson'un konuştuklarını Trump'ın  düşünceleri olarak kabul edebilir miyiz şeklinde bir algı vardı. Yani dünyada Tillerson ve Trump'ı özdeşleştirmeyen bir algı oluşmuştu. Çünkü, Tillerson Kuzey Kore ile nükleer konularla ilgili görüşmeye giderken, Trump “boşa zaman harcama” diye tweet atmıştı. Ayrıca, Orta Doğu'da Tillerson'un yapmaya çalıştıklarının Trump tam tersini  yapıyordu. Mesela  Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliğinin Küdüs’e taşınması   konusunda da Beyaz Saray ve Dışişlerinin  aynı düşünmediği ortaya çıkmıştı. Pek çok konuda esasen çekişme vardı. Bu dönemde Beyaz Saray Dışişlerini değil,  Savunma Bakanlığı'nı dinliyordu. Şu an Savunma Bakanlığı'nın gücü iyice arttı. Son yapılan atamalarla  Dışişleri Bakanlığına  daha yakın birini getirdi ve Beyza Saray 'daki kadroyu değiştirdi.  Savunma Bakanlığı- Dışişleri Bakanlığı- Beyaz Saray  üçgeninde  şahin bir yönetim kadrosu oluşturdu.  Sürekli kadro değiştiren Trump’ın bu kadroyu da ne kadar görevde tutacağını  kestirmek kolay değil. Bu durum, Trump'ı iyice tartışılır hale getirmiştir.

Bu Türkiye'ye nasıl yansıyacak? Türkiye ile ilişkilerde daha şahin bir ABD göreceğiz. İsrail'e tamamen yakın, İran'a  düşman bir ABD göreceğiz. Ama Trump'ın pragmatist olduğunu da unutmamak lazım. Kuzey Kore lideri ile bir anda görüşmek istiyorum dedi. ve bütün denklemi değiştirdi. Bu ne kadar doğruydu o tartışılır. Bir sonuç getirir mi o da ayrı bir konu. Trump bu manevra kabiliyeti ile ciddi şok yaratabiliyor. Bunun bize Irak ve Suriye ilişkileri konusunda elbet bir yansıması olacak. Menbiç'te varıldığı söylenen mutabakat üzerinden yeniden geçilmesi gerekiyor. Özellikle Fırat'ın doğusu ile ilgili ne olacak, yeni yönetim nasıl bir tutum içerisine girecek.. Ayrıca Kıbrıs ,sözde soykırım iddiaları, Türkiye'nin terörle mücadelesi gibi kritik konularda yeni yönetim ne kadar işbirliğine açık olacak onları da göreceğiz. 

“İran'dan bize dönük bir tehdit yok”

  -İran' a daha düşman bir ABD göreceğiz dediniz. Son günlerde ABD’nin İran’a yönelik saldırılarının artacağı söyleniyor. ABD ile İran karşı karşıya geldiğinde Türkiye ne yapar? Ne yapmalı? 

Türkiye hiçbir zaman Suriye hatasını tekrarlamamalı. Başkasının çaldığı müzikle oyun oynamak Türkiye'yi ciddi zarara uğrattı. Davulu bizim boynumuza astılar,  tokmak başkalarının elindeydi. Suriye politikasından ders çıkarmalıyız. İran'la ilişkilerde  böyle bir hataya düşülmemelidir. Komşularımıza dönük yapılacak müdahale bu bölgeyi küçültüyor, bizi bölge ülke ve halklarıyla düşman haline getiriyor.  ABD'nin hesabı ABD'nindir. İran'dan bize dönük bir tehdit yok. İlerde olabilir mi olabilir. Türkiye kendi planını kurup, kendi sermayesi, kendi ordusunu, demokrasisini, ekonomisini, ulusal birliğini güçlendirirse bölgede en büyük caydırıcı unsur Türkiye olacaktır. Böyle olursa herhangi bir yeri tehdit olarak görmeyecektir. Türkiye'nin bu noktada İran'a dönük  olabilecek bir askeri müdahaleyi kabul etmemesi lazımdır. 

Bu haber toplam 1669 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.